PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : FİL SURESİ ZEVKİ Kulihvani



nur-ye
Sat, 08.05.2010, 22:44
FÎL SÛRESİ :

Mekke’de inmiştir..

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ
أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ
وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ
تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ
فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ

Bismillahirrahmanirrahim
E lem tera keyfe feale rabbüke bi ashabil fil
E lem yec'al keydehüm fi tadlil
Ve ersele aleyhim tayran ebabil
Termihim bi hicaratin min sicil
Termihim bi hicaratin min sicil


Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?
Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?
Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi.
O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.
Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

(Fîl 105/1-5)


Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?

Yâ Muhammed! (Sav)
Görmedin mi?
Sen gözlerinle görmüşçesine ilmiyor musun?
Ki Fil Olayının şâhidleri yaşamaktalar yeryüzünde.Aişe (radiyallahu anaha) :
“Fili çekenlerden iki kişinin kötürüm ve kör olarak kalıp Mekke’de dilendiklerinin gördüm!” buyurmuştur.
(İbn Hişam, Sîre; Alûsi, Ruhu’l- Meânî XV, 302)

“Rabbin fil sahiplerine ne yaptı?” değil de,
“Rabbin fil sahiplerine nasıl yaptı?” buyurarak işin keyfiyetinden sormak da..

Fil gibi güçlü ve inatçı bir “BEN”lik içinde sadece öldürmek ve yok etmek işleri olanlar..
Habeş Kralı Ebrehe, mamudlarına (filler) güvenerek Yemeni vs istila edip Kâbe’yi yıkmaya gelmişti de…
Resûlullah (sav) Fil olayından 50 gün sonra dünyaya teşrif etmişti..

Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?

Onların tuzaklarını dalalette, fenlerini, düzenlerini sapıklık içinde boğulmuş kılmadı mı?
O sinsi keyd, hile, mekr, süikast tertiplerini başlarına geçirip sapıklıklarına boğmadı mı?..

Kâbe’yi Yıkarak Yemen’e yaptırdığı Kulleys Kilisesine herkesi döndürüp kıble yapmaya azm etmiş azgınlar;
Mekke’ye 3 fersah (17 km) yaklaştıklarında baş çeken Anaç Fil’i ki Mahmud demekteydiler, bir türlü ilerletemediler..
Düzenleri bozulmaya başlamıştı artık..
İşlerini terse çeviren senin Rabbin idi..

Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi.

Üzerlerine bir sürü, alay alay, bölük bölük, katar katar, birbiri ardınca, savaş uçakları gibi her yönden saldırdılar..
Tayran: Bilinmeyen, duyulmamış , görülmemiş kuşlar anlamında nekre olarak buyrulmuştur.
İrili, ufaklı, siyah, yeşil, beyaz, bir takım garip kuşlar denmiştir..
Belâ taşıyıcı ve atıcı kuşların ışık huzmesi ve felâket fırtınası gibi gelişi…

O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

O kuşlar, onların (fil sahiplerinin) üzerlerine siccilden taşlarla atışlar ediyorlardı.
Siccil…
Farsça sen ü cil veya seng ü gil : Taş ve çamur..
Zamahşerî : “siccîn” kâfirlerin amel defterleri ismidir, “sicil” de azap divanları ismidir” demiştir.
Bu ebâbil Kuşları ağız ve iki ayaklarında olmak üzere, sanki herkesin adına hazırlanmış mercimek kadar Siccil Bombalarıyla o kişiyi bulup delik deşik etmişlerdir..

Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

Ve Derhal onları (mağrur filcileri) Senin Rabbin yenmiş ekin yaprağı gibi yapıverdi…
Hasad artığı kırılıp dökülmüş, yerlerde savrulan tanesi samanı mahv olmuş ekin tarlası gibi sonları…

Sûre başında “Senin Rabbin” buyrularak, sanki Resûlullah (sav)’in doğumuna hazırlık anlatılmakta..

Bu güzelim sûremizin zevkindeyse;
Her zaman iç âlemimizdeki Kalb Kâbe’mize, inatçı filleriyle saldıran Ebrehe gibi şer güçleri olacaktır ki netice de liderleri İblistir.
Hayatında Şeytanı tercih edenler zaten bu şeytan ordusunda fil veya asker uşaklığı yapacaktır.
Hizbüşşeytanlık…

Resûlullah (sav)’i tercih edenler ise olur ya bâtıl ve şerr güçleri tarafından sarılsa- kuşatılsa bile,
Biiznillah derhal Hak ve hayr güçleri Hakk Erenler eliyle zikir, fikir, şükür ve sabır silahlarıyla yardıma koşmuşlar, koşarlar ve koşacaklardır..
Hizbullah bir hakk ve hayr bütünüdür

Bâtıl ve Şerr güçleri her yeri yağlasalar :
“Artık delileri de kayar velîleri de!..” deseler,
Hayatın tüm çile çemberlerini başımıza geçirseler,
Ellerinden geleni tüm yapsalar dahi,
Ölümü öldürüp kabir kapısını kapatamadıkları sürece şerre uşaklık eden zavallı Ebrehe askeri ve şeytan uşağı olarak hep kaybederler..
Yerle bir olurlar..

Yeter ki bizler;
İmanda,
Âmelde,
Ahlâkta,
Ve Hâllerimizde,

Halis, muhlis, sıddık ve âdil Muhammedîler olarak;
Ulaştığımız Muhammedî Nurun, Şuûrun, Onurun ve Sürûrun sahibi olalım..
Resûlullah (sav)’in İzinde, Sözünde ve Özünde BİZ ve BİR olalım..
BİZ biribirimizin; önünde, ardında, altında, üstünde değil de yanında olalım…
Tıpkı İmam-ı Mutlak Muhammed Resûlullah (sav)’in arkasında Farz Namazı kılar gibi hayatımızın her kısmında O’nu duyalım ve O’na uyalım…
İnşâllah..


Birbirimizin müridi mürşidi olma yarışını, İlâhi insafla terk edip de;
Mürşid-i Mutlak Muhammed Resûlullah (sav)’in ve her şeyin - her canın Hasbî ve habibî Hizmetçileri olalım..
İnşâllah..

O zaman emin olalım ki, Kur’ân-ı kerîm’imizde vâdedildiği üzere;
Geçen ömrümüz için Tevbede
Yaşanan ömrümüz için Rızada
Kalan ömrümüz için Duâda
Ömrümüzün hesabını vermek için Şehâdette

Muhammedî “BİZ ” lik ve “BİR” lik Denizinde Dost Damlası oluruz..
İnşâllah..

Muhamedî Muhabbetlerimle..

01.12.07 16:51
a n t a l y a