PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kul İhvani; tasavvuf sohbetİ



nur-ye
Sun, 07.11.2010, 04:07
KUL İHVANÎ TASAVVUF SOHBETİ
TEMMUZ-2008 SOHBETİ


Aziz kardeşlerimiz!
BİZ el ve gönül BİRliğiyle Muhammedînur Sitemizin İslamî İnanç, Amel, Ahlâk ve Hâller bakımından güvenilir-emin bir site olması için çalışılıyoruz.
Yaşı, bilgi seviyesi ve imkanı ne olursa olsun herkes; karınca kaderince, Allah celle celâlihu, Resûlullah salallahualeyhi vesellem, Ehl-i Beyt aleyhumesselam ve Allah Dostları ks HAKK YOLunda Hasbî Hizmete katılmak isteyebilir..
Kalan ömrünü, karz- ı hasen buyurulan ve Allah’a verilen en güzel borç şeklinde kullanmayı tercih edebilir...
Muhammedî Tevbe, Duâ, Rıza ve Şehâdet BİZ-BİRliğimize katılabilirler…

Canını vererek şehid olanlar gibi, hayattayken de her şeye şâhid olan her şeyde her yerde ve her hâlde çok fedakar olan,
Her bakımdan Rabbisinin rızasını bekleyen çok yürekli insanların yetişmesine hizmet etmeyi amaçlıyoruz.
Eski Tekke Sistemi bu gün sanal âleme kaymıştır.
BİLişme, BULuşma, OLuşma ve BİZ BİR Yaşamak imkanı bir AN da olabilmektedir..
Burada çok önemli bir şey var Resûlullah salallahualeyhi vesellem Efendimizde sohbet çok önemlidir.
Hiç kimseye bir şey yazmamıştır bizzat kendisi sözlü olarak sohbet etmiştir.
Resûlullah salallahualeyhi vesellem Efendimizi takib eden Allah Dostları da böyle yapmıştır.
Bu sebeple zaten Tarikatlar da bu şekilde kol hâlinde türemiştir ve çok uzun zaman işlev görmüştür.
Sonradan siyasileşmiş, devletlerin öncü kuvvetleri hâline gelmiş, gittikleri yerleri Müslüman yapmışlar, ama o krallar veya padişahlar tarafından kullanılmışlar ve kullanılmayanlar da manevî sistemde pasifize gibi görünüp, maddî sistemde pasif fakat mânâ sisteminde aktif hâle geçmişlerdir.
Bunlar ise ehlince bellidir bilinirler ve bu bakımdan gelecek zaman içinde bir Röper Noktası gibidirler.
Bunları mekan, zaman ve durumlar bozamaz asla…
Yani Kur’ân-ı Kerim ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin sahih hadis lerine bağlı, bütün bilgilerine güvenilir, gerçekten Muhammed aleyhisselâmın Şeriat-ı Garra’sına uygun Şeriatı,
Mahmud aleyhisselâma uygun Tarikatı,
Ahmed aleyhisselâma uygun Mârifeti,
Habibullah aleyhisselâma uygun Hakikatta bir yeri olması lâzımdır.
Bazı insanların akılları kıt olduğu için eğitimsiz-ham olduğu için yoz olduğu için Sanal Tekke falan dediğimizde alaya alabilirler. Ama hiç de öyle değildir.
Çünkü bendeniz, sese çok inanan bir insanım sese.
Ses, hatta göz ve bakış çekici şeylerdir ve sohbette ana unsurdur bunlar.
Çünkü bileşik kaplardaki gibi kalbler birbirine parelel bağlanınca iç denge ve dış düzen seviyesi olan BİZ BİRliği birkaç saniyede sağlanır.
Çok merak ettiğiniz bir insanı gördüğünüz zaman, mesela kul la birlikteyken ben onun sakin, durgun ve emin oluşundan çok sevinç duyarım.
Hepimizin sevdiği bir başka kardeşimiz vardır o da çok ateşlidir, hareketlidir ve akışkandır ama gerçekten çok güzel bir insandır.
Ama görmeden merak ederiz, gördüğümüz zaman önemlidir.
Bir görmemiz lâzım, görüp de neyi göreceğiz, bir bakmak yani göz göze gelmemiz, lâzım işte bakışlar kalb dengelerindeki frekans farkını ortaya çıkarır.
Kalbleri BİZ BİR oluğ parelel bağlanmasını, ALLAH KULu kardeşliğini ve Resûlullah salallahualeyhi vesellem insanı olma haysiyetini- doğrur.
Muhammedî Şuûru BİLme, Nûru BULma, Sürûrda Olma ve Onuru Yaşama azmi başlayıverir İç Âlemde..
Bu ne kadar zaman alır, ne kadar olur, ne yapmak gerekir ve ne yapmamak gerekir gibi konuları çözülmeye başlar..
Bir anlamda şudur yani iki kalb birbirine 1000 km uzakta da olsa fark etmez yanyana olsa da fark etmez!
Birbirine Allah için bağlanmadığı sürece asla TESLİMİYET olamaz, katiyen güven olmaz, var sanılır ama hakikatte asla olmaz!
Yani konuşmada olur, arzuda olur, istekte olur ama hakikatte asla olmaz TESLİMİYET..
Bu da hayali bir inanca ve korkunç bir sonuca götürür insanı.
Son-uçta bir anda bir gerçek hakikatle karşı karşıya geliverir.
İşte Kur’ân-ı Kerimde buyrulduğu gibi onların canları…… çıkıverdiği zaman karşılarında bir biz kalırız.
Artık: “Eyvah!..” dese ne eyvahı!
“Keşke toprak olsaydım!” dese de boş!
Onun için sistemin kuruluşuna çok iyi dikkat etmemiz gerekiyor. Bu bakımdan ben ömrüm olduğu sürece hayatım boyunca inşallah Allahu zülcelâlin lütfu keremiyle ve ihsanıyla ömrümü önümüzdeki zaman içerisinde buna çalışmaya sarf edeceğim.
Yani sanal sistem içerisinde bu arz ettiğim hususları İlahî İlmin Öğretimi ve Muhammedî Edebin Eğitimi konusunda genç insanları özellikle bu sohbet ortamımızda bütün imkanlarımızı kullanarak hızla yetiştirmeye çalışacağız.
Çünkü bakın Barboros kardeşimiz çok değerlidir.
Bizde övgü bir insanı övmek, öldürmek gibidir.
Ne bakımdan?
Eğer övülen karşındaki onu takdir ediyorsa hiç fark etmez ister övün ister dövün.
Ama hakikatin söylenmesi bakımından söylenmesi gereken şeyler vardır bunlardan bir tanesi de nedir bunlardan bir tanesi de şudur: Sürekli çeviriler yapıyor, işte biraz önce bir saat kadar önceydi galiba Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin yaşı konusunda yazıyı okudum hakikaten içinde çok doğrular var çok eğriler var.
Ya da Tamilce den İngilizce ye İngilizce den Türkçeye çevirilmekten veya çeviren hristiyan kişi kendine göre çeviriyor ilk çevriyi.
Ama bunu BAWA Hazretlerinin demesi dünyada mümkün değil. Asla diyemez demez zaten.
Mesela tanrının oğlu demez, bunu kabul etmez zaten.
Ama adamlar öyle çeviriyor.
İsa dediyse adam kendine göre İngilizce olarak Tanrının oğlu diye çeviriyor.
Bu bakımdan şimdi bunu geliştirmek için yani diyelim ki Barboros Can ın önünü açmak için, ne bakımdan?
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz ve Allahu Zülcelâlin yoluna hizmette arabasını çeken at gibi olması için demek istiyorum.
Yani bizim önce öncülüğümüz budur.
Kervan Kıtmiri atçılıktır bir bakıma.
At arabası olmak gibi arabada teker olmak gibi kelimeleri biz bilerek kullanırız.
Bilerek tercih ederiz hayatımızın içinde de uygularız.
Aksi takdirde kendi kendimizi sahtekâr durumuna düşürürüz.
Bu bakımdan çok hakikatları gerçekten çok açık söylemeliyiz, açık BİLmeliyiz BULmalıyız OLmalıyız ve YAŞAmalıyız ki;
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin, İnancında, Amelinde, Ahlâkında ve Hâllerinde hayatımızın her yerinde, hayalen değil de fiilen olup yaşayabilelim.
Kendi ailemizde yaşatabilelim.
Bizim yüzümüzü gören her insan bunu anlasın.
Bu kişi, BİZim için mutlaka Hakk Dostları elinde Eh- i Beytî, Muhammedî, Kur’ânî ve Rabbanî bir İlim ve Edebden geçmiş desin.
Bu bizim alın yazımızdır bu bizim üzerimize farz-ı ayn dır. Mutlaka olması gerekendir.
Üstünlük değildir illâ ve illâ olması istenendir emredilendir. Buna Muhtacız, Me’muruz, Mecburuz, Mahkumuz.
Çünkü DİN bundan ibarettir.
Bu noktaya gelmeyen din hayatın içinde anlamsız, kısır, atıl ve etkisiz inanç anlamını taşır ki bu asla bu sistemin kuruluş sebebi değildir. Edebi de değildir.
Çünkü sistemin tek kuruluş sebebi vardır:
“Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammede’r- Resûlullah”
İman bunun içindir, ibadet bunun içindir.
İtaat bunun içindir, İrfan ve İmtihan da bunun içindir.
İhsan bunun içindir, Allah bunun için bu nimetleri halk etmiştir.
Bütün Kâinâtı insan AKLına hizmet etmek için köle gibi yapmıştır.
Bir koyunun köleliğini ancak Hasan Dağında görürsünüz!
Bir keçinin köleliğini bir köpeğin köleliğini hatta insanın insanlara köle gibi hizmetini görürsünüz.
Kölelik olarak değil hizmet anlamında söylüyorum.
İşte bütün bu insan aklının kendisiyle baş başa bırakıldığı bu çılgın hayatta hemen gölgesi gibi peşinden gelmekte olan ECELi!
Ve bitmeyen gerçekten hayatın devamı için Allahu Zül Celâlin esmasının yansıması olan bitmez EMELi ve bitmez arzuları!
Bin kişi ölse de ben ölmeyeceğim zannetmesi ve bu zannla yaşamak zorunda kalması.
Çünkü böyle olmasa hayat durur.
Ve bütün bu insan modelini nasıl ortaya çıkaracağız nasıl ?
Eğer bu sadece site kurmakla, okumakla ham bilgiyle yapılsa idi bütün insanlar bunu kamyonlarla alırdı da biz yine aç kalırdık.
Hiç de böyle değildir.
Tasavvuf çok değişik bi şeydir…
Gerçekten hiçbir satır hiçbir sadr a geçmez.
Demin bakın okuyordum Bawa Muhyiddin Hazretlerinden.
Bawa Muhyiddin hazretleri 20. Yy da belli bölgedeki belli görevle gönderilmiş bir başka türlü Münir Derman’dır.
Yani kendi görevli olduğu sahalarda işini yapmıştır.
Gerçekten Allah dostudur.
Sitemiz ana sayfasındaki kendi ile ilgili bölümler de gereken bilgileri vermiştir.
Şifreleri vermiş, yapması gerekeni yapmış ve Rabb’ısına kavuşmuştur.
Sadece onun keşke onun yanında Tamilceyi çok iyi bilen tasavvuftan çok iyi anlayan kişiler olsaydı.
Onun için de ben acizâne Kervan Kıtmiriı olarak Münir Hocamın kızına demiştim: “Tefsirlerin müsveddelerini bana verirsen, ben de hizmet eder sana aynen teslim etmeye ne dersen o sözü veririm!”
Kader, Kaderullah! Keşke Bawa Babanın yanında birTamilce bilen birisi olsaydı da bize daha çok bilgi aksaydı daha net bilgiler aksaydı ama biz de onun çevirilerini, Barbaros’ un sayesinde gerçekten çok ciddiyetle okuyorum ve takip ediyorum.
Ben de sizin gibiyim farklı değilim çünkü.
Ben de sizin gibi yetişiyorum, gelişiyorum kemalat göstermeye çalışıyorum.
Yani her şeyi bitmiş bir insan değilim.
Allah’a sığınırım öyle bir şeyden.
Bildiğim şeyleri de aktarmam gerekir şüphesiz ben şu anda 60 yaşındayım ve bu Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin Abdullah sallallahu aleyhi vesellem olarak Hakk’a yürüdüğü yaşa yakındır.
Epey bir yaş demek istiyorum.
Bu kadar zaman içerisindeki bana aktarılanları sizlere aktarmazsam buna yazık olur.
Bu satır ile olmaz istediğiniz kadar yazın-çizin, ancak sadr ile olur.
Sadr; Özdür, Sînedir, Kalbdir.
Veyahutta dışarıdan içeri doğru sayacak olursak; Bedenden sonra SADR dır.
Sadr ın iç yüzü Sîne dir.
Daha aşağısı Kalb dir.
Kalbin iç yüzü Fuad dır.
Fuadın içine girdiğinizde Kalb diye birşey kalmaz.
Çünkü buradan içeri girmişsinizdir Sır, Hafi, Ahfa ve Akdes.
Akdes, Merkezdeki yutucu Kara Delik Noktası, El Kuddûs olan Allahu ZülCelâle aittir.
Size yansıyan zuhuratı, ancak Resûllullah sallallahu aleyhi vesellem in Habibiyyetinden Ahmediyyetine geçişindeki bir şua’dır yani.
Ve bu noktayı peygamber SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEMe: “Ne kadar ya Resûlullah” diyor soruyor sahabe.
Buyuruyor ki: “Şimşek çakmış gibi!”
Süre bu kadar çok az yani.
Çünkü orada durulamaz. Orası Varoluş-Yokoluş Noktasıdır.
İşte bu bunlar kelimeleri bilmekle, bir yerde okumakla, böyleymiş demekle olacak şey değildir.
Asla değildir ve bu çok tehlikelidir. Neden tehlikelidir.?
Biz dağlardaki delilerden başkalarının zır deli sandığı Derbentli Deli Hasan’lardan ve diğer büyüklerimizden öğrendiğimiz şeyleri hâlâ daha en büyük diye geçinenlerin kitaplarında göremiyoruz. O kadar harbesiz kalmışlar ki bunlar, hiç bilgileri yok gibi. Onların dediği şeye sadece gülünür yani .
Hak Erenler, mutlaka bir direkten bir direğe diri elektrik almışlar.
Resim üzerinden proje üzerinden değil, bizzat elektriği almışlar. Doğrudan Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme bağlanmışlar. Direklerle uğraşmamışlar demek istiyorum.
O direk bu direk diye direğe sarılıp da teşekkür etmemişlerdir.
Sadece “sağol teşekkür ederim direk kardeş. Tam 24 saat ayakta durdun yağmurda, çamurda, karda, tipide devrilmedin ya gerçekten Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin Eriymişsin! Sağol! Varol!”
Bu kadar, gerisini at gitsin!
Elektrik-can ceryanı Allahu zül Celâlin ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem de Allah’ın görevlisi Abduhu ve Resûluhü.
İşte bu arz etmeye çalıştığım şeyi bulmamız için gelecek zamanda, önümüzdeki zamanda, gerçekten çok güçlü sistemimizin olması lâzım.
Her bakımdan, teknik bakımından bilgi bakımından yani gerçekten bunu temin etmek için hepimizin çaba göstermesi lâzım.
Biz siteyi kendi adımıza düşünmekten Allah’a sığınırız. Gerçekten Allah’a sığınırız.
Çünkü korkunç bir hata olur ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin Hasbi Hizmetine kim sahip çıkıyorsa onundur.
Çünkü 20 sene önceydi sanıyorum benim şiirlerim dedim diye bana kim anlıyorsa onun şiirleridir dedirtmişlerdir.
Benim şiirim değil bu şiirimi kim anlarsa onun o yazdı diyeceksin ben de böyle yazmıştım.
Yani niye çünkü ne olacak sonuçta? Ne olacak?
Diyelim ki falan zât falan zaman yaşamış şu eseri bırakmış adını desek ne demesek ne.
İnsanlar ondan faydalanıyorsa, Nefsini bilip, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi bilip, Rabblerini buluyorsa hizmettir ve meselenin aslı budur.
Bunu temin edebilmemiz için de bizim her kardeşimizin gerçekten neden farklı olduğunu bilmesi lâzım.
İşte burada birbirimizi bir şey sanarak putlaştırarak yanlışa götürerek değil tam kalben bağlı kardeşler olarak bir bedenin parçaları gibi gerçekten Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin iman seviyesinde, amel seviyesinde, ahlâk seviyesinde olmaya çalışmamız lâzım.
Hâl demiyorum, hâl bilemem ben hâl değişiktir ama en azından bir mârifet ortamında Muhammed sallallahu aleyhi vesellem ile buluşalım onun için Muhammed sallallahu aleyhi vesellemde 3 mim vardır ya 4 değildir.
Mutlaka birleşmemiz gereken biz, nahnu da böyledir.
İki harftir demek istiyorum nun dur ve bu nahnu ne demek Barbaros?
Barbaros: Efendim hocam nahnu mu dediniz?
Kulİhvani: Evet biz.
Barbaros : Bizim tâbir ettiğimiz biz mi hocam?
Kulİhvani: Evet şimdi şu demek istediğim Barbaros!
Neden biz sadr’dan sadr’a diyoruz.
Bunu derken Allah’a sığınırız!
Yahu arkadaşlar siz fazla bir şey bilmiyorsunuz ben bir şeyler biliyorum bunu size aktarıyorum falan demek Peygamber sallallahu aleyhi veselleme karşı gerçekten ağır bir saygısızlık olur.
Böyle bir şeyi değil ben kimse yapamaz, gelen cereyan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin nurudur.
Bunun bir yerden bir prizden alınması malınması diye düşünmek sadece gülünç olur.
Neden? Çünkü benim evime bir elektrik lâzım kardeşim ben en yakın direkten alırım bunun daha başkası yok.
Benden de başkası alır.
Bu nedir yani bu “BEN” lik belasından kurtulamayış.
Beni görüyor musun?
Bir biliş bir buluş. Bu nedir bu “BİZ” diyemeyiş.
Peki BİZ nedir?
Biliyorsunuz Arapçada nahnu nun, ha ve nun harfleri ile yazılır iki nun la.
İki nun arasında ha vardır.
Bu uydurukça bir dil değildir Arapça.
Araplar bilmez çünkü Kur’ân dilinde Arapça Allah’ca dır.
Allah dostlarının dilinde Erencedir.
Öyle rastgele değildir kelimeler.
Nahnu nun ha ve nun dur.
İçerdeki nun Nurullahtır. Ha El Hakk tecellîsidir.
Sondaki nun Nur-u Mimdir işte kimin özündeki şah damarından yakın olan yerden nur tecellîsi Hakk olarak tecellî etmişse Nur-u Mim o kişide kullanılır hâle gelmiştir.
220 volt olarak hazır demektir ve bu kişi biz prizini bulmuştur. O öyle bunu bilivermekle de olacak iş değildir. Bunu diyorum.
Tamam İsa as: “Kalk, bîiznillah!” diriltiyor-kaldırıyor ölüleri.
Adam içi bozuk kötü demiyorum içinde küfür çarşısı var.
Hiç temizlenmemiş.
Lâzım ve lâyık değil içi yani.
Tevhidullah’a lâzım ve lâyık değil.
Başkasının işgalinde yani.
Şerrin ve şeytanın işgalinde gizli ya da açık.
Tamam diyor öğrenmiş iki kelime üç beş kelime zaten hemen birkaç gün sonra bir yakını ölmüş o yandan okuyor bu yandan okuyor adam kalkmıyor tabi.
Varıyor diyor ki:
-“Ya Nebiyallah sen ölüyü dirilttin
-evet
-Dirilttin böyle dedin
-evet
-E ben de ezberledim gittim dedim olmuyor!”
İsa as: “Haa dua İsa’nın duası ancak ağız İsa’nın ağzı değil!” diyor
İşte bu bakın,
Kur’ân-ı Kerim de söz Allahuzulcelâl’indir.
Fakat ağız Muhammed sallallahu aleyhi vesellemindir, dil Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’indir ve ses Muhammed sallallahu aleyhi vesellem indir.
Dışardan Kur’ân-ı Kerime girmek isteyenlere diyorum. Gireceklerini sananlara diyorum.
Girilebilir zannedenlere diyorum.
Kur’ân-ı Kerim’in girişi Muhammed sallallahu aleyhi vesellem in boğazından geçer.
Muhammedî bir giriş gerekmektedir.
Siz Kur’ân-ı Kerim’i değil Kur’ân-ı Kerim sizi okusun!
Harfler sizi okusun!
Hizmetçiniz olsun bir bakıma bunun için söylüyorum.
Lugat kullanmaz lugat! Lügat açıp da “şu kelime nedir” denmez. Gerçek Allah dostlarının yanında duyulmamıştır da.
İstediğiniz kelimeyi sorarsınız yazarsınız hiç tak diye cevap verir adam elif nedir bilmiyor hâlbuki.
Yaa kardeşim elif bilmiyor.
Bilmiyorsun ama nerden biliyorsun hiç akla hayale gelmeyen ne bileyim ben.
At bir kelime ortaya oku bakim diye okuyorsun, Arapçasını da biliyor sanki.
Nerden alıyor bu?
Sadr dan sadr a alıyor.
Şartı ne?
Tek şartı vardır, tüm islamın tek şartı vardır SADAKATtır!
Onun için Muhammedü’l- Emindir aleyhisselatu vesselam Efendimiz.
Emin olmayan iki kişinin kalblerini bağlamak asla mümkün değildir.
Birbirinden emin olmayanlar.
Emin olmak için;
BİLişilir, BULuşulur, Oluşulur, YAŞAnır da gerçekten bin tanesinde görsem birinde Muhammed sallallahu aleyhi vesellem in çocukları hadi kendisi demeyeyim öyle görürsünüz dersiniz ki “oh!”
Aynı şeyler onlar. Kaplar değişik içindeki mal aynı mal. Kaderleri değişik ama nerede olurlarsa olsunlar Muhammedî özelliklerini ve güzelliklerini görürsünüz.
Bu bakımdan inşallah Allah’ın izni ve inâyetiyle hepimizin, Allahuzülcelâlin çizdiği kader içerisinde benim senin mesele değil.
Allahu Zülcelâl ve Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme teslim olan, inanan, tâbi olan ve itâat eden;
Allahu Zülcelâl ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin bu yoluna hasbî hizmettir.
Çünkü buna büyük ihiyaç Vardır Sanal alemde çok büyük ihtiyaç vardır.
Diğer âlemde hâl görüyoruz .
Binlerce insanın çaresiz kaldığı için televizyonda peşine düşüyor insanların yıldızlaştırıyor devleştiriyor ama adam dosdoğru küfre götürüyor. Düpedüz küfre götürüyor.
Kur’ân-ı Kerim âyetleriyle çelişiyor açıkça Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi zaten tanımıyor.
Demek istiyorum ki bu ne büyük acıdır.
O zaman Hakikaten Kur’ân-ı Kerimin her noktasına, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin her inancına ve sâlih ameline yolun açık tutulması gereklidir.
Buradan geçecek çocuklarımız var!
Kıyamete kadar gelecek nesillerimiz var!
İnşâallah!..

(devam edecek)

nur-ye
Sun, 07.11.2010, 04:09
Allahuzulcelâlin hizmet edilesi insanları var.
Bu bir görevdir bu bir üzerimizde haktır, farzdır .
Bu bakımdan kişi-selleşerek değil ; BİZ-leşerek , Muhammed sallallahu aleyhi vesellem in yüreğinde buluşarak İnşaallahurrahman Allah’ın izni ve inâyetiyle toparlamamız lâzım.
Bu bakımdan elimizden gelenleri yapalım.
Ve benim bu bahsettiğim şeyleri bilen kardeşlerimiz var şu anda.
Onlarla bunu sık sık görüşüyoruz konuşuyoruz.
Gençtir değildir şudur budur ama o ona bir iş düştüğü zaman onun kellesi avucunuzdadır .
O da bilir ki sizin yüreğiniz onun ne bileyim ben cebindedir.
Bu böyle bir güven meselesidir böyle bir sadakat meselesidir böyle bir inanç meselesidir.
Burada bütün bunları Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi gerçekten çok iyi tanımamız lâzımdır.
Bilmemiz lâzım bulmamız , olmamız ve yaşamamız lâzım.
Ve hiç unutmamalıyız ki Sümeyye validemiz bir tek sözle şehid olmuştur. “Muhammeder Resûlullah!” dediği için sadece bir kelime için.
“Muhammed, Allah’ın Resûlu’dür!” dediği için.
Bu sadakattır, tümünü yutmuştur .
Bütün bizim övündüğümüz ibadetlerin, yapmaya çalıştığımız ibadetlerin tümünü yutmuştur.
Yapmamaya çalıştıklarımızı da yutmuştur.
Biz Sümeyye Validemizin daha önce ne yaptığını hiç bilmiyoruz. Demek istiyorum ki yapıp yapmamak meselesi değildir. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin kapısını çalabilme yüreğidir yani dileğidir, tercihidir, kaderidir.
Onun için biz size zor yapmayız ne ben, ne Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ne de Allahuzülcelâl zorlamaz hiç kimseyi.
Ama Allahuzülcelâl kendi işlerini yaptırır, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz yaptırır, biz sadece alnımızdaki yazı neyse onun içerisinde hakkı ve hayrı yaşatmak için çaba sarf etmeliyiz.
Elimizden ne geliyorsa onun için de bu sohbeti, daha seviyelendirerek düzgünleştirerek demek istiyoruz bir ortama oturtmak istiyoruz.
Çünkü çok seviye farkı olan, bu eksiklik noksanlık değildir.
Bizim bir konuşma tarzımız vardır anlatım tarzımız vardır arkadaşlarımızın anlayış tarzı vardır.
Ben şimdi Halimin nasıl anladığını aşağı yukarı biliyorum. Babaros’ un nasıl anladığını da ayrıca biliyorum dengelemeye çalışıyorum.
Ama diyelim ki ne bileyim ben Hakan’ı bilmiyorsam ne yapacağım ben.
Hakan ya bir aralarda ezilecek ya da ben hiç uğraşamayacağım onunla.
Bu bakımdan da seviyelerimizi de belli bir seviyeye getirip daha kesin bilgileri daha güzellikleri birlikte çözerek bir bilgi bilmecesinin dışına geçerek işimize yarayan yani üretim yapan ekilen-biçilen bir hale gelen bir İlahî İlim ve Muhammedi Edeb harmanımızın olması lâzım.
İşte bunu temin etmek insanlara bağlıdır, tercihlere bağlıdır, güzelliklere bağlıdır.
Bir de başka bir husus vardı ben bu konuşmaları biliyorsunuz Allah celle celâlihu rızası için Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hatırına, benim önümdeki Allah Dostları hatırına ve bana olan yüksek güvenleri adına halel getirmeden, kervan köpeği olarak konuşma yapmaktayım.
Şimdi irticalen konuşmak öyle zor şeydir ki ama ben yazarak, bakarak konuşamam, açık konuşamam yani desem ki bir kağıttan okusam ben bunu yapamam ve hiç de esirgemeden konuşmaya alışmış bir insanım bu bakımdan da sohbetlerin içinde ayıklanması gereken anlatılmasında tekrar mesele olan şeyler var ve ben kitap yazamadığım için de ayrıca zamanım olmadığı için de bunu Ali çok güzel yapıyordu daha önce de çok devam ediyorduk.
Bundan sonra da Allah’ın izniyle yine yapacaktır yine başka kardeşlerimiz de yazacaktır gönderecektir.
Onları ciddi olarak elden geçirip konuları daha detaylı bileceğiz inşallah.
Tevhid nedir?
Basit bir kelime iken “Lâ ilahe illallah” ne oluyor da binlerce insan “Lâ ilahe illallah” diyemiyor.
Hayatının sonunda kelime-i şehâdet getiremiyor.
Ya da getirecek ama vicdanına sorduğunda hâlâ şüphesi var.
Ve bütün bunların detaylı bir şekilde inceleyebilmek için de bu sohbetleri sesleri kayda alıyoruz.
Burada kayıtta da sorun var çünkü benim bu konuşmaları yazarken de gördüm ki “Ben bunu neden söylemişim?”
“Bu hiç de doğru zamanlamada olmamış” dediğim konuşmalar var.
“Ben bunu söylemişim ama altı boş kalmış bunun üstüne basan göçer!” demişimdir.
Bunu söylemişim fakat: “Bu doğrudur!” diye üstüne basan göçecektir.
Biz başka şey söylüyoruz dikkat ederseniz.
Diyoruz ki bizim bu sohbetlerimizde söylenmesi gereken her şeyi söyleyerek kısa sürede arkadaşlarımızı belli bir seviyeye getirmeye çalışıyoruz.
Ama ne oluşur eğer ömrümüz olursa bir zamandan sonra gerçekten tasallallahu aleyhi vesellem vufu hazmederek, tatbikatını yaparak , uygulamasını yaparak , bizzat yaşayarak , gerçekten ha ben bu işi Allah celle celâlihu nun izniyle yaptım diyebilecek bir sistem oturtacağız.
Bir kardeşim derse ki:
“Ben sizinle beraber gidiyorum benden emin olun ben sizden eminim dediği zaman ne olur işte bu!
O zaman sadrlar birleşir satırlar kalkar.
Allah celle celâlihu nun izni ve inâyeti ile ne olacaksa o olur. Resûlullah vessellemin bildirdiği olur.Boldurduğu olur . Oldurduğu olur ve yaşattığı olur. İşte bu bunu sağlayacak mesela genç insanlar var. Gerçekten Sinem de bunlardan birisi. Ama dediğim gibi kendisine de zaman zaman söylüyorum bazen de biraz ters söylüyorum bilemiyorum fakat şunu demek istiyorum bunlar Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize hizmet edebilecek insanlardandırlar.
Değerli bir kardeşimiz çoktur.
Tasavvufta ana sebep içtir çok önemlidir.
Çünkü benim içimde bulaşık vardır temizleyin desem, Halim benim bulaşığımı temizle desem, iç sorun şudur mesela yağlı boya ise tiner lâzım yağ ise en azımdan ne bileyim sabun deterjan lâzım.
Bir şey lâzımdır onu söyle, bulaşığın ne olduğunu bir söyle, bakalım iç bulaşığının ne olduğunu bir söyle, ilaç bulalım! Temizleyeceğiz ya hizmet istiyordun ya Halim’den işte bu.
Bunu sağlamamız lâzım aksi takdirde durmadan süt doldurursunuz kazana, kazanda sirke bulaşığı vardır o da durmadan keser-bozar ve çöpe atılır .
İstediğiniz kadar doldurun boşa doldurursunuz ama ahmakça bir iştir.
Bu bir iç sohbettir.
Bir amacı yoktur dışarıya yönelik bir amacı yoktur içeriye yönelik bir amaçtır bu bizimkisi.
Sohbettir lak lak işi değildir .
Burada çok kısa sürede inşallah aynı seviyeye geldiğimizde belli konuları açıp bu konularda hepimiz ne düşünüyoruz: “Neden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize ve Allahuzülcelâlle teslim olamıyoruz?” dediğimiz zaman herkes aynı şekilde konuşabilecek, görüşebilecek, söyleyebilecek!
Dinleyecek ki ne bileyim birimiz bir şey söylediğinde: “Haa burası bende eksik olan bölüm ben burayı ilmek ilmek tamamlarım Allah celle celâlihu ya şükür olsun ve de yolumuza devam ederiz!” gibi olacak.
Bunu sağlamak için çaba sarfediyoruz çaba sarfedeceğiz daha doğrusu.
Ama bütün bunları yapabilmemiz için gerçekten birbirimizi sadece Allahuzülcelâl ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem için sevmemiz lâzım.
“BİZ” olmamız lâzım “Nahnu” olmamız lâzım.
Şah damarımızdan yakın olan Rabbımızın Nurunu hak olarak taleb edip Nur-u Muhammed olarak yaşamamız lâzım.
Nahnu-BİZ lik budur.
Bir oyun değildir bir kelime değildir.
Kur’ân-ı Kerim’ de bir âyettir. Nahnu semigna ordaki na nahnu ve atağna biz duyduk , şimdi başladık biz siz kimsiniz? BİZ Nahnu diyenleriz. Biz Muhammed sallallahu aleyhi vesellem in Nur-u Mim’inde buluşanlarız. BİZ olanız dışarıdaki nun da biz içerdeki nun da birlik olarak haktır bize. Bu Lâ ilaheillallah’ tır. Bunu için zaten bizim kağıtlara kalemlere yazılmasına mani olan söylenemez denilemez buyurduğu Münir Hocamın. Bunların söylenebileceklerini söylemek lâzım. Ben ya da sen ya da birisi söyleyecektir. Yani söylemeliyiz. Ama bu sohbetleri de öyle rastgele sohbetler olarak düşünemeyiz. Asla düşünemeyiz. Muhakkak ki benim işime yarayan değil Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin işine yarayan bir kişiye verilir. Bunu tek çözüm şeyi oluşu açıktır. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’e uygun yürek taşımak lâzımdır.
Bunun için de bulaşıkları yıkamak lâzımdır.
Bu bulaşığı nasıl biliriz-buluruz?
Bunu bulmaya gerek yok kendi kendini ayıklar, ben isem de.
Bu bahsettiğim bulaşıklı kişi kişi ben isem de bu Deniz beni tutmaz .
Çünkü bu denizde leş barınamaz.
Balina kadar olsa bile atar dışarı leşi.
Yengeç yavrusu da olsa basar bağrına diriyi bu DENİZ…
Ve kirli olanı kabul asla mümkün değil!
Hasta olarak gelebilir ne bileyim ben, ama gideceği yer “Habibullah Hastanesi”dir.
Cenabetse de “Habibullah Hamamı”dır.
Yani doğrudan Resûlullah Efendimizin sohbet meclisi değildir.
“Neden ?”
Neden olacak adam hasta, adam kirli şu bu.
Ayıp değil günah değil, olamaz mı?
Hepimiz böyleyiz, olamaz mıyız, insan hali bu dünyada!.
Yemek tabakları bile günde beş kere temizleniyor yıkanıyor yine kirleniyor.
İnsan bu, her an onun için 5 kez abdest alıyoruz.
Onun için Münir Derman Hazretleri: “Dışınızı temizlediniz içiniz ne olacak?” diyor.
“Temiz değilsiniz diyor, Kur’ân-ı Kerim’e dokunamazsınız okuyamazsınız!” diyor ağzınızla.
Ağzınız temiz değil!
Ağzınızı temizliyorsunuz beyniniz temiz değil!
“Temiz olmayanlar Kur’ân-ı Kerim’e temas edemez!” diyor. “Temizlendik diyorsunuz kalbinizden - şah damarınızdan yakın ses duyamazsınız!” diyor .
“Nahnu nahnu olmaz!” der gibi Hocam!.
İnşaAllah burada birbirimize düşen görev olursa başımızın üstüne, gerekirse canımızı da dahil veririz.
Çünkü BİZ buna bu denli inanıyoruz.
Hiçbir kardeşimizde Allah için kusur aramayız.
Ama hiç kimsenin de şeytanına hizmet etmeyiz!
Asla, çünkü şerr dir şeytan!
Kimsenin şeytanına hizmet etmek, Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in Tebliğ ettiği Allahuzülcelâlin Kur’ân-ı Kerim'inde yoktur.
Şerre Allahuzülcelâlin rızası yoktur!
Dediğim gibi eksik olabilir noksan olabilir.
Her türlü şekilde olabilir.
Fakat şerre sahip çıkış batıla sahip çıkış, kötüye sahip çıkışlık korkunç bir hatadır.
Adam kendindeki mikroba sahip çıkıyor.
Siz istediğiniz kadar çaba gösterin adamın kendisi üretiyor, kendisi sahip çıkıyor, koruyor benim diyor yani!
Bu mümkün değildir.
Onun için de demin dediğim bulaşıklarımız var ise mutlaka Allah celle celâlihu ile baş başa kendi vicdanlarımızda duyalım bunu! Başımızı yastığa koymamıza gerek yok başımızı iki elimizin arasına alsak yeter!
Bize kalbimizdeki Müftü tek tek anlatır.
Nerde neyimiz, azarımız, bozarımız var.
Bunlardan kurtulmanın yolu da Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’e: “Selamünaleyküm!” “Aleykümselam” demektir.
Bu bakımdan da bu sohbetleri inşallah önümüzdeki zamanda daha hızlı daha işe yarar, sorulara açık şekle dönüştürmeyi çok istiyoruz.
Allah celle celâlihu, O bizim özümüze bakar.
Saflığımıza temizliğimize Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize bağlılığımıza bakar.
Biz o bağı koparmadığımız, o bağa sadık olduğumuz, sabır içinde olduğumuz zaman.
O bağ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bağıdır.
Ama şunu da hiçbir zaman ben kabul edemem.
Kendime karşı kabul edemem diyelim ki bir arkadaş ne sitemizle ilgileniyor ne şunun la ilgileniyor ne bununla ilgileniyor biz de senle gideriz diyor.
Bu doğru değildir! Bu doğru değildir!
Neden doğru değildir?
Ne bileyim bin bir türlü derdin içinde, problemin içerisinde bazı arkadaşlarımız gerçekten ne yaptığının bilincinde olarak bir şeyi parmaklarının ucunda tutuyorsa omuzlarında değil! Parmaklarının ucunda tutuyorsa bir yükü!
Herkesle aynı kapta aynı küfede olması hiçbir zaman düşünülemez.
Bu dediğim ihtiyaçların dışındadır.
İşi gücü vardır, sorunu vardır.
Böyle bir şey asla hiçbir zaman aklımızın ucundan geçmez. Keşke imkanımız olsa yardım etsek.
Ama dediğim, hiçbir sorunu yok ben sadece burası için konuşuyorum.
Özür dilerim. Site için değil siteye giren girer çıkan çıkar hiç umurumuzda değil .
Ama bizim bu sohbetimizin gelişi açısından söylüyorum. Amacımızı söylüyorum amacımız nereye gittiğini söylüyorum Bu bakımdan da birbirimizin, sadece benim değil bu benim olduğu kadar diğer arkadaşların da sorumluluğu.
Onların da üzerine sorumluluk.
Hani biz Allahuzülcelâl Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve Allah dostları huzurunda bir sözümüz var ya işte bu söz bunu inşallah birlikte sağlamaya çalışalım.
Onun için de herkes sitede elinden ne geliyorsa önersin, yapsın, yazsın, çizsin , konuşsun ,söylesin!.
Ama başka şeyler lütfen düşünmesin!
En azından Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize uymayan bir düşünce içerisinde olmasın diye Allah celle celâlihu ya dua ediyorum.
Kendim de dahil bütün arkadaşlarımdan rica ediyorum diyorum ki hep birlikte olalım ve bu şekilde yürüyelim yani bu ahengi bozmayalım.
Bunun için mutlaka sadakat, samimiyet, sabır, selamet ehli olmak lâzım.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve Allah dostları adına. Onların kervan köpeği olarak ben şahsen yanlışı kabul edemem. Onları öyle yanlış bir şeye düşüremem, görürsem ikaz ederim uyarırım sonra da gerekeni yaparım.
Bunu ben kendime de yaparım kendi çocuğum olsa da yaparım. Onun için de bizim birliğimizi ve dirliğimizi Muhammed sallallahu aleyhi vesellem' in BİR liğinde korumaya çalışıyoruz. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin diriliğinin BİRliğinde olmayan bir BİRlik BİZ liği baştan sona hayaldir. Tümü uyduruktur.
Ne bileyim ben ha yıldıza tapanlar gibidir şu-bu gibidir.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem in DİRİlik BİRliği BİZliğinde bulunan BİRlik: “Lâ ilaheillallah Muhammeder Resûlullah!”tır. Pek çok âyet vardır yüzlerce hadis vardır ve açıktır. Allahuzülcelâl ez Zâhir’dir!
Oyun oynamaz, düzmece yapmaz, olmayanı hâşâ söylemez.
Ez Zâhir açık seçik demektir.
“Öyle demek istiyor böyle demek istiyor!” değil!
Dilediğini söylüyor. El Bâtın’dır biliyor.
Batın gözükmeyen demektir.
Ez Zâhir dir gözüken dir.
Gözükür bizzat gözükür ama ben niye göremiyorum İlahî İlimsizlikten Muhammedî edebsizlikten görmüyorum.
Diyorum Münir Derman babanın ellerinden nasıl öpmezsin şimdi.
İşte bu bu iş bir sevda işidir. Tercih işidir.
İnsanlar böyle yaşarlar tercihlerini böyle yaparlar yada yapmazlar.
Bizim inancımıza göre yapanlar nefesi verdikten sonra cennet köşkü verilir yapmayanlar da cehennemin zümerasına gider. Kur’ân-ı Kerim’imiz böyle söylüyor biz de böyle inanıyoruz.
Öyle mi değil mi onu herkes görecektir.
O bakımdan diyorum bu günkü insanı “leylek getirdi!” ile inandıramazsınız.
Mutlaka her insanın aklını kandırmaya değil Muhammed sallallahu aleyhi veselleme inandırmaya çalışmalıyız.
İşte bu hedef ona bir şeyler vererek değil ondakileri açığa çıkararak.
Ona bilgi satarak bilgi ekleyerek değil tamamen Allahuzülcelâl'in izni ve inâyetiyle Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin sayesinde kendisinde olanları ortaya çıkararak Allah celle celâlihu kendi nurunu kendinden zuhur ettirerek aydınlanmalı-ayılmalı.
Şöyle düşünelim bir oda da hepimiz yatıyoruz türlü türlü rüyalar görüyoruz.
Kimilerimiz kabuslar görüyor, homurdanıyor kendi kendine konuşuyor ,hareketler yapıyor, kimi şarkı söylüyor, şu bu!
Sonra bir zil çalıyor ve bir uyanıyoruz ki bambaşka bir ortamda buluşuveriyoruz hepimiz.
Mesela gemideymişiz denizin ortasında gidiyormuşuz, uçaktaymışız şurda burada, hepimiz bir ortamda buluşuruz.
İşte bu ortam Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in ortamı olmalı.
Bunun için çaba sarf etmeliyiz İnşaallahurahman.
İnşaAllah insanlarımızı, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize çağrı bakımından bahsediyorum.
Siteyi dünyanın en büyük sitesi yapmak değil!
Rahmetenlilâlemin olan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e çağrıda bir araç olarak kullanıyoruz.
Bunun için ne gerekiyorsa yapmak lâzım.
Ben şahsen Allah celle celâlihu ya hamd olsun bin kere doğsam yine bunu tercih ederdim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem in kervan köpekliğini.
Bunu bu gün söylüyor değilim.
Bakarsanız görürsünüz 30-40 senedir söylediğimi.
Bununla ancak Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin adına övünürüm!
Kendi şerefi, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin şerefi olmayan şerefyoksunudur!
Onun için Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizden asla kopmam.
Kopamam daha doğrusu.
Benim iyiliğimden değildir inancım böyledir.
Mecburum buna, Me’murum buna, Mahkumum buna ve Muhtacım buna!
Ben Rabbıma kulluğu böyle algılıyorum!
Kul, kulu çok severim, bir defa kul kelimesini!
Ruh Kulluğu demek.
Ruhun bana yönelik kısmının kulluğudur.
Ruh Allah celle celâlihunun Emr Âlemindendir.
Bütün bu kulluğun temeli, aslı-astarı kendinin Benlik Belâsından kurtulmaktır.
Kendi Benlik Belâsından kurtulmayan kişi hiç fark etmez bu bataktan o batağa, hiç fark etmez bataktan çıkamaz.
Bu gün tek yol diyeceğim ama tek iz kalmıştır ayak izleri kalmıştır yol duman olmuştur çünkü.
O da altın plakaları gibi püf deseniz açılıveriyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin İZİ demek istiyorum.
Böyle bir kargaşa içindeyiz.
Bakın Allah aşkınıza etrafınıza bir bakın!
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize bakın bir, Sahabelere bakın, Allah Dostlarına bakın!
Bir de kendi bulunduğunuz ortama bakın, insan dehşete düşüyor dehşete!
İşte bu bize şunu anlatıyor neden biz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin yaşadığı gibi yaşamayalım?
Neden Allahuzülcelâlin emrettiği gibi olmayalım?
Neden şeytanın ya da şeytanlaşmış insanların bize aktardığı, bize sürekli olarak enjekte ettiğini yaşamak mecburiyetinde olalım!
Ben görselleri söylemiyorum ben Muhammedi Melâmî bir insanım.
Ben görselleri hiçbir zaman söylemiyorum: “Şöyle şöyle olunca oh, böyle değil!” demem..
İçi ne bunun?
İçi dışı da Allah celle celâlihu nun emirleri olsun da!
Bakınız öyle ilginç ki İlahî İlim dışarıdadır, Muhammedi Edeb içerdedir.
İlimi herkes bilir ama o ilim ancak Muhammedi Edeb ile işe yarar.
Muhammedi Edebe İlahî ilim ile ulaşılır.
Çünkü İlahî İlim daima satır işidir.
Daima diyorum onun için çıkın piyasaya herkes Rabbini bildirmeye uğraşır sana.
Oysa kendini bilmeden asla Rabbini bilemezsin!
Kendini bilmek için ise Muhammedi Edeb şarttır..
Allahuzülcelâl yardımcımız olsun..

nur-ye
Sun, 07.11.2010, 04:10
Daima diyorum onun için çıkın piyasaya herkes Rabbini bildirmeye uğraşır. Ben seni Rabbına götüreyim. Ben daha duymadım ki: “arkadaş gel seni sana bildireceğim, kendini bildireceğim, nefsini bildireceğim!” diyen bir kişi görmedim. Konuşma sırasında böyle rast gele söylüyorlar ama tatbikatta hiç görmedim. Halbuki tam tersi ilahi ilim Muhammedi edebi bulmak içindir. Çünkü Muhammedi Edeb’dir insana nefsini bildiren.
İnsan Muhammedi edeple nefsini bilir.
Bin kere İhlas okuyun okuduğunuz kalır.
Ama bir kere Resûlullah SAV efendimize dokunun bakın İhlas’ı kim okuyor bir dinleyin bakalım. Sahibinin sesinden onun için lütfen burada kimseye hak etmediği haddi olmadığı şeyleri istemden hepimiz birer aynı dağın işte Hasan Dağını gördü Nuriye aşağı eteklere indiniz mi her yerde sular kaynıyor kar suları hep aslı onbeş onaltı sette buz gibi sular var.
O çeşme akmış ne olmuş, şu çeşmeden akmış ne olmuş Hasan dağının suyu değil mi? Resûlullah SAV efendimizin değil mi ne olmuş? Ben demişim ne olmuş, Hâlim demiş ne olmuş, Barbaros demiş ne olmuş. Nurullah desin ne olur? Desin . Bunların hiçbir önemi yoktur bunlara ancak cahiller itibar eder. BİZ olanlar ben aramaz bir yerde. Ben arayanlar BİZ e hasret giderler. İnşallah Allah CC ya dua ediyorum ki Allah kalan ömrümüzü inşallah Resûlullah SAV efendimizin yolunda harcatır. Bu da bize belki, belki değil tek çıkış yolumuz olur. Hani hesaba kitaba oturacak hâlimiz yok. Bu çabamızın sadakati sâmimiyeti ola ki Resûlullah SAV efendimizin sayesinde bu kadar kısa süre için geldik fakat bütün hayatımızı mahvetmedik dedirtir İnşallah. Böyle düşünüyorum.
-Evet Hâlim Can sen ne düşünüyorsun kardeşim? Bu konularda biraz da sen söyle bakalım.

-Hâlim: Hocam ben daha ebediyet ağacında takıldım onu araştırıyorum bir yandan . Bir yandan aklımda bir sürü sorular var ama konu denk getirip şey yapamıyorum soramıyorum. Ama ben dünkü bulunduğum yerle aynı yerde bulunmaktan müthiş rahatsızlık hissediyorum. Yani bu şey her an böyle o kendimdeki değişimi hissetmek istiyorum. Heyecan istiyorum şevk istiyorum belki de. Belki de değişiklik istiyorum ama çok istiyorum. Bu da olmayınca onun sıkıntısını çekiyorum. Ondan sonra hangisi benliktir hangisi olması gerekendir onu karıştırıyorum. Bir de onun kargaşasından daralıyorum. O yüzden bir an önce şu sistemimizi oturtalım da daha derin dediğiniz o konulara dalalım. Bira o kirimizi pasımızı biraz ayıklayalım. O zaman herhalde aşkımız şevkimiz biraz daha iyi olacak diye düşünüyorum hocam ben en azından ben kendi adıma . Bir iki soru sormak istiyorum özellikle o geçen hafta bahsettiniz düşünce söylüyorum dediniz onunla ilgili ebediyet ağacı ile ilgili araştırıyorum ediyorum. Kafamda bir şeyler de şekilleniyor ama şeyine oturtamıyorum hah işte bu diyemiyorum. Onunla ilgili eğer müsait olursanız biraz konuşmanızı rica edeceğim. Onun dışında şu an bir şey diyemiyorum Hocam.

-Kulİhvani: Evet Gökhan’ın sanıyorum mikrofonu yok. Ayşe sen en düşünüyorsun bu konuda. Şöyle yukarıdan aşağıya bir inelim de sorular olursa onları da alalım. Ona göre bir düzen tutarız yine konuşmayı o şekle çekeriz demek istiyorum. Yani bu konuşmalarda bakın bu konuşmalarda böyle monolog şeklinde söylemenin bir faydası yoktur. Hâlim ne söylerse söylesin ister böyle söylesin ister şöyle. Biz Hâlim’in nereye ne yazdığını biliyoruz. Çünkü her satırını izliyoruz. Ben de izliyorum başkaları da izliyor. Şüphesiz sistemin sahibi de izliyor üstelik iki omzunda iki radarla ve kaydediyor record yapıyor. Demek istiyorum ki bu böyledir . Her insan mutlaka ‘İnsan-ı kâmil’ yüreğinde doğar. Başka yolu yoktur. Çünkü diriden diriye dir. Hayali bir iş değildir Resûlullah SAV efendimizin yolu. Yani bu devirde mutlaka diri olan Allah CC nun dostu olur. Bu hiç önemli de bir şey değildir. Ne olacak Barbaros olsa ne olur, Hâlim olsa ne olur, sen olsan ne olur o olsa ne olur. Önemli olan o değildir. Önemli olan el ele yürek yüreğe Resûlullah SAV efendimize bağlanabilmektir. Şâyet bağlanamazsak tümüne yuh! İşte bunun için söylüyorum rahat konuşmamız lazım sâmimi olarak insan düşüncesini söylemeli yani açık olmalı demek istiyorum. Buyur Ayşe. Daha doğrusu böyle sırayla gelelim aşağıya.

-Ayşe: Peki Latif Hocam sizin dediğiniz gibi olsun ben bu sitenin çalışmalarına katılmak istiyorum. Siteye de katılmak istiyorum eskisi gibi ve daha çok araştırmak, yazmak gönlümden ne geçiyorsa bunları paylaşmak istiyorum ama sizin de bildiğiniz gibi bu işler çok zormuş. Çalışmadan önce daha az sorumluluk alıyoruz daha az strese giriyoruz bedenimiz daha az yoruluyor o zaman daha çok yoğunlaşabiliyoruz bazı şeylere düşünmeye ve yaşamaya . Şimdi daha çok mesela böyle bir problem aksaklık olduğu zaman işte ya da bazen kendimi çok yalnız hissediyorum o zamanlar böyle bir an önce cumartesi olsun sizin sesinizi, dostların buradaki güzel güzel insanların güzel seslerini duymayı istiyorum özlemle. Yani soranlara da öyle diyorum. Nasılsın dedikleri zaman özlüyorum dostlarımı diyorum mesela devamlı. Yani bu ara öyle. Mesela bu gün de bir yere giriyormuşsunuz yaşlı insanla vardır mesela sohbet ediyorlardır onları dinlerim yani o kadar hasretiz ya da hasretlik değil bir açlık var. Doymamışlık var bazı şeylere. Böyle devamlı arıyoruz. Efendim devamlı bu sohbeti bu sesi bu güzelliği yaşayalım istiyoruz. Ama çokta zaman ayıramıyorum. Başka yerlerde başka yazılar okuyorum işte özledikçe. Biz ancak öyle özlemi giderebiliyoruz öyle kendimizi iyi hissediyoruz. O kadar çok alışmışız ki duramıyoruz. Latif Hocam gidip bir okuyayım. Mesela ana sayfadan başlıyorum ana sayfadan başlıyorum kendime geliyorum bir sakinleşiyorum. Yani çok faydasını görmüştük. Allah CC korusun herhangi bir problem olmasın ne bizim bilgisayarlarımızda ne de sitede. Ne kadar güzel şeyler düşünmüşsünüz çalışmalar daha çok ilerleyeceğiz ve daha çok gelişeceğiz. Yani ben sonuna kadar inşallah Allah CC içimize bir şeyleri verdikçe artık o gücü o sevgiyi devam edeceğiz yan yana yürümeye. Latif Hocam Bu kadar.

-Kulİhvani: Çok sağol Ayşe. Şimdi benim pek çok profesör arkadaşlarım var. Bulunduğunuz yerdeki kütüphanelerde “Fikir ve Sanatta Hareket” dergisi varsa orada yazardık birlikte gençken bir zamanlar. Ne bileyim ben Hüseyin Hatemi Profesör meşhur kardeşi Hasan Hüsrev Hatemi iki kardeş onlar. Ne bileyim ben Kâmil Yılmaz şu bu bunlar meşhur insanlar ve benim fiilen görüştüğüm insanlar idi. Demek istiyorum ki burayı onların yazılarıyla döşeriz. Ben bu kanatta hiç olmadım zaten. Bunlarla konuştuğum zaman açıkça onlara da söylüyorum zaten çünkü ben öyle inanmıyorum. Benim inandığım şey böyle Barbaros’un bir yazısındaki o sâmimiyeti o sadakati o yüksek sabrı ve selamet zevkini görebilmektir. Ben bundan ancak Resûlullah SAV Efendimiz adına şeref duyarım. Bu bakımdan zaten bir öyle kimseye bir şeyler beğendirmek zorunda değiliz. Ama senin işlerin belli bir şey. Ama o güzel düşüncenle yaz muhakkak. Yani bu site hepimizin birer çocuğu gibidir. Bir anne gibi düşünürsek çocuğumuz gibidir. Ve ben hep öyle söylerim. Çünkü ben çocuk ruhlu bir insanım.
Ben annemin iki memesi vardır biri Resûlullah SAV efendimiz diğeri Kuran-ı Kerim. Ben hiç büyümem derim. Ya da ben bir anneyim iki çocuğum var biri Resûlullah SAV efendimiz diğeri Kur’ân-ı Kerim. Hiç değişmez ikisi de bu gerçek inancım demek istiyorum. Bunu paylaşmak için söylüyorum. Onun için Allah CC nun izni ve inâyetiyle emri ve vaadi gereği Allah CC yüreklerimizde Muhammed SAV efendimizin güzelliğini yaşatacaktır. Hayatta yaşatacaktır zaten. Sadece yürekte yürekte… Yani biz bunları gördük. Ben rical-i gaybı başkalarından duymadım. Bizzat onlarla yaşadım. Allah CC ya sonsuz şükürler olsun. Defalarca sayısızca. Burada ne demek istiyorum. Biz manevî hayatı öyle masal gibi bilmiyoruz.
Kesin kes bu kaderi herkes yaşayacaktır herkes bunu kendinde üstünlük sanmaktadır. Bize göre yüktür yük. Ağır bir yüktür altından kalkılamaz bir yüktür. Azıcık Allah CC dan korkan Resûlullah SAV efendimizden hayâ eden insansa işte dağı eritir bu. O bakımdan Ayşe İnşallah biliyorsun biz seni gerçekten severiz. Yazsan da yazmasan da gitsen de gelsen de severiz. Bizim sevgimizi ancak sen yok edersin biz yok edemeyiz. Bunun dışında mümkün değil. Allah CC nun izni ve inâyetiyle biliyorum ki ilerlemeye devam edeceksin. Çileler olacak, şunlar olacak, bunlar olacak. Ama mutlaka güzellik getirecektir. Ben sizin kalbinizdeki güzelliği biliyorum. İnşallah öyle olacaktır. Kalan zamanımızda ve öteki âleme geçtiğimizde inandığımız gibi yaşayacağımıza inanıyorum, sağol Allah CC Razı olsun.
Bu arada Hâlim’in sorusuna cevap vereyim onu arada atlamamak için ondan sonra da Burak ile devam edelim. Şimdi Halim Can bu Şecertü’l- Kevn di galiba muhalledün ağacı bu ağaçtan bir meyve yedi Âdem atamız ve bunu Havva ile beraber yediler. O validemiz ile aleyhiselam beraber yediler. Ve yedikten sonra cennet o… Cennet nedir biliyor musunuz cennet iki nun un cem’i dir ya. Nurullah ve Nur-u MİM in cem’i cennet demektir. Barbaros not et diye söylüyorum. Bu cennet de artık… cennetten çıkan aslında cenin cenin. Hâlim Cennetten inen cenin .

-Hâlim: Sözünüzü bölmüş oluyorum ama bir ara takıldım şunu söylemek istiyorum. Allah CC Âdem aleyhiselama bütün isimleri öğretti diyor âyette Şimdi şeyin İblisin onları kandırışında İblis Âdem AS’ ın bilmediği bir bilgiye sahipmiş gibi bir şey çıkıyor orada işte ebediyet ağacını göstereyim mi diyor. Bütün şeyi öğrendiyse Âdem AS onu da biliyor olması aldanmaması gerekir diye düşünüyorum bütün isimleri öğrenince kâinâtın bilgisi ya da o an için Allah CC nun yaradılışa ait bütün bilgisi verilmiştir diye düşünüyorum. İblis nasıl aldatabildi onu Âdem AS nasıl bilemedi ona şey yapıyorum takılıyorum hocam.

-Kulİhvani: Şimdi İblis elbise, vahdete giydirilen kesret elbisesi onda bir şey yok o ağaç için âyetler var işte evlatlarınız sizin için fitnedir. Eşleriniz çocuklarınız sizin için düşmandır. Allah CC size büyük ücret ödeyecektir AZİM ücret ödeyecektir. Eğer Azim sabır gösterirseniz büyük ücret ödeyecektir diye âyetler vardır. Buradaki mesele yenilen buğday değil elma ağacı da değil. Oradaki düpedüz ikiliktir. Yani şehvettir. Şehvetten kastım el HAYY esmasının sürmesi için bir imtihan kapısıdır. Yani bu elbise giyilmiştir zaten onun için soyunmuşlardır zaten cennet elbisesinden. Hadisler de vardır incir ağacının yaprağını önlerine arkalarına tuttular. Ne olmuş önlerine ve arkalarına? Ne olmuş? Kim varmış orada o değil mesele. Onun için zâten insandaki yedi delik beşi başta iki aşağıda . Bu sistemi çözebilmek için.. oradaki ebedilik ağacını şecere daha doğrusu bir insan neslini geçmişten geleceğe kadar, gelecekten geçmişe kadar uzanan bir sistemdir. İnsan şeceresidir hayat el Hayat şeceresidir. Ebedilik şeceresidir. HALK eden de ebedidir. Kıyamete kadar mesela eğer öyle dersek. Öyledir de bunun buradaki imtihan pazarındaki arz edilişi çok farklıdır. Onun için daha önce de defalarca söyledim . Cahil gözünde bir şehvet çukuru, kâmil gözünde ise er Rahim esmasıdır. Ana üreme organıdır. Er Rahim esmasıdır. Bizzât öyledir. Niçin er Rahman Nurullah desen er Rahim Nur-u MİM diyeceksin.
Bismillahirrahmanirrahîm derim ben bu lafa. Böyle dersen er Rahman Nurullah er Rahim Nur-u MİM dersen çünkü öyle diyor Tevbe suresinde Ruafû’r- Rahîm diyor Resûlullah SAV için. Er Rahim olan Allahuzulcelalin kendisi ama böyle buyuruyor Raufu’r- Rahim diyor Allahuzülcelal.
İşte sohbet böyle olur . Sohbet böyle olacaktır İnşallah demek istiyorum. Benim söylediğim senin söylediğin değil BİZim söylediğimiz böyle olacaktır. Onu için çorap söküğü gibi inşallah bundan öteye gidecektir. Bütün mesele bunları bildiğimiz zaman bilgin, âlim, feylezof falan olmayacağız bazıları gibi. Ne olacak adam gibi biri olacağız adam gibi biri. Kur’ân-ı Kerim’in emrettiği gibi Resûlullah SAV efendimzin beklediği gibi kul olacağız. İnsan olacağız büyük harflerle yazılmış . Başka bir şeye gerek yok başka bir şeyin zâten Resûlullah SAV efendimizin yanında yeri yok. Kralmış köleymiş “Allahuekber” bitti!
Evet onun için o konuyu ben sadece sizin için ben antreman yapmıştım bu konularda çok kafa yormuştum. Siz de meraklı olduğunuz için o konuya da böyle bir girelim dedik . Gireriz inşallah İblis’ de bir başka iştir onun için Resûlullah SAV ben diyor onu müslüman ettim diyor . O da çok güzel bir konudur fakat çok zor bir konudur. İnşallah zamanı gelince öyle çalakalem gitmemiz doğru değildir. Onunla biraz daha zamanımız olacak inşallah. İlerde yapacağız ama. Bu satırları bıraktığımız zaman sadr a yöneleceğiz ya Allah ya Bismillah deyip nereye kadara gidebiliyorsak göreceğiz soracağız. Yani bileceğiz, bulacağız, olacağız ve yaşayacağız. Ama daima Resûlullah SAV efendimizin çizgisinde Kur’ân-ı Kerim’in çizgisi içerisinde.
Evet Burak Can sen ne diyorsun canım?

-Burak: Hocam şimdi geçmişe baktığımız zaman siteye kaydolalı bir sene olmuş 12 Ağustos da kaydolmuştum. İlk yazdığım yazılara bakıyorum efendime söyleyeyim bu geçen süre içerisindeki yazılara bakıyorum. Yani kendi adıma konuşursam yazılanları yakışıklı bulmuyorum . Şimdi şey düşünmeye başladım yaşanmayanla kendi adıma konuşuyorum yine sadr da olmayanı konuşmak ya da satırlara dökmek ne kadar doğrudur diyorum. Ve hani uzun bir süre onu Allah CC bilir yine hep böyle dinleyici olmayı yeğliyorum konuşmaktansa. Fakat bu mütevazilikten edepten falan değil kendimde o hakkı görmüyorum. Kimseyi üstün görmek de değil kimseyi kedimden düşük görmek gibi de değil dinlediğim zaman daha da huzurlu oluyorum mutlu oluyorum. Anlatabildim mi bilmiyorum. Fazla da konuşmak istemiyorum daha vakit lazım. eskiden, eskiden dediğim bu bir sene zarfında ben aslında konuşmayı çok seven bir insanım insandım . Şimdi bilmiyorum ne oldu fazla konuşmaktan şey yapmıyorum eskiye nazaran bir sene önceye nazaran bir sene bile olmadı haz etmiyorum. Dinlemek daha beni cezb ediyor. Geçen bir sohbet esnasında birisi dedi ki işte Arapça bilmeden dedi hiçbir şey olmaz dedi Kur’ân-ı Kerim’i de anlayamayız dinimizi de anlayamayız hiçbir şey anlayamayız dedi. Ben tabi bu söze katılıyorum ama Kur’ân-ı Kerim yazılım itibariyle Arapça olabilir ancak anlam bakımından Allah’ca neticede ve Kur’ân-ı Kerim’i anlayabilmek için HAKK ca yı bilmek gerekiyor dedim. Ve Yunus Emre’yi örnek verdim. Yunus Emre Arapça biliyor muydu da dedim böyle yazdı dedim falan filan sonra bakıyorum dilimi tutmadığım zaman konuştuğum zaman sevdiğimiz insanlar gönül koyuyor. Ondan sonra nerde olursa olayım susmayı yeğliyorum. Bu mecliste de mi susmayı yeğleyeceksin diyeceksiniz burada da susmayı yeğlemek aynı şey değil . Demin ki verdiğim örnekle aynı kıyasta değil . Burada dinlemek beni daha da tatmin ediyor. Teşekkür ederim söyleyeceklerim bu kadar hocam.

-Kulİhvani: Sağ ol Burak sen de biliyorsun ki ben çok gözlemde kalan bir insanım taa baştan beri tanıştığımız günden beri sürekli gözlediğim bir insansın. Ayrıca sevdiğim bir insansın. Gerçekten biz de izliyoruz seni zâten biz de hissediyoruz ki inşallah gerçekten dört dörtlük bir yavrumuz olur. Yani daha iyi Resûlullah SAV efendimize ulaşır. Yaşlar da çok önemli siz birden bire 60 yaşınıza gelemezsiniz yarın ki tarihi hatta bırakın yarın ki tarihi bir saniye sonraki nefesi alamayabilirisiniz. Her şeyin bir zamanı ve yeri vardır ama sorun daima olması gerekeni yapmamaktan doğar. Tedbiri almamaktan doğar çünkü biz takdir ile alakalı değiliz biz tedbirle alakalıyız. Akıl bunun için verilmiş tedbirlerle. Kader icra edilecektir bizim tedbirimize bakmaz ancak tedbir emredilmiştir. Yemek yiyeceksiniz yaşamak için o emirdir . Ben yok Resûlullah SAV efendimiz de olsa yemek yiyecektir. Kural budur Sünnetullah budur . onun için izliyoruz ve dediğin gibi eskiden çok konuşuyordun şimdi eskisi gibi konuşmuyorsun. Ama bence ortalasan çok iyi olur. Yani bence ortala. Senin yazıların da ilginçtir. Gönlünden geldiği gibi yaz. Hiç çekinmeden doğru eğri diye hiç düşünme nasıl şey yapıyorsan biz bakın özellikle daima aynı şeyi söylüyoruz. Biz sadece bu sohbet ortamındaki insanlar için bunları söylüyoruz. Nede bunu söylüyoruz çünkü izleme imkanı buluyoruz. Yani siz oraya bir teyp koysanız sizin yerinize biz teybi muhatap mı alacağız sizin için söylemiyorum . Mümkün değil. Onun için bizi anlatacak olan katılımdır. Sürekli izliyoruz seni sana öyle şeyler söyleriz ki gökte uçururuz bu senin işine yaramaz ya da çok kötü şeyler söyleriz bu da yerin dibine batırır. Bu da yaramaz senin işine. Önemli olan seni Resûlullah SAV efendimizin seviyesine bir tutabilmektir. Yani İfrad ve terfidi kaldırarak itidal üzerinde deniz seviyesinde seni tutabilmektir. O zaman Resûlullah SAV efendimizi bilip,bulup, olup yaşarsın. Aksi takdirde öbürleri tamamen hayalperest bir kompartmana çeker. Doğru olmayan bir şeyi görür evet . Çok zevk verir nefs şaha kalkar hatta bunları çok özür dilerim yaşamıştık . Böyle bazı kerametler gösterirler hatta içinde siz de yaşarsınız falan çok dehşete düşersiniz bunları ama ne derler sonra bu çok tehlikelidir. Onunla ilgili Abdulkadir Geylani efendimiz erkeğin hayz hali demiştir. Kırk gün hiçbir ibadet yapamaz demiştir. Keramete kavuştuğu için.Çok ağır yaşanmıştır demek istediğim bunlar cazip gibi gözükebilir bu hiç öyle değildir.
Bunlar hep birer sebeptir o bakımdan Burak Can dediğin gibi bir sene önceki hiç birimiz bir değiliz zâten. Sadece ben size bir şey vermiyorum sizden de bir şeyler alıyorum. Çünkü bu bileşik kap gibidir. Vermek almak sorun değildir sorun tektir. O da seviyeyi tutturmaktır. Onun için Er Rahman arşa istiva buyuruyor Allahuzülcelal. Arşı seviyeledi . Akılları seviyeledi. Az akıl, çok akıl, iyi akıl, öte akıl, böte akıl yok! Temizlenen “Kad eflaha men tezakka”: Kim ki temizlendi, buzunu eritti, taşını toprağın arkasında bıraktı ve Resûlullah SAV efendimizin yoluna yürüdü teslimiyet istikamet niyeti istikamete oturttu işe bu mesele bunu çözmemiz lazım.
Onun için de gençlerimizin sizlerin işinizi gücünüzü asla aksatmadan önce hayırlı iş, helal aş, Saliha-salih eş, sonra Mumammedi baş biz daima değişmez onları engelleyerek böyle bir şeyi istemeyiz sizlerden hele gençlerden hiç istemeyiz. Ama imkan olduğu halde de ne bileyim yapmıyorsa başta da söylediğim gibi ben şahsen onun adına yazık derim. Kendi çocuğum da olsa diyorum bunu . Hiç değişmez ölçülerde değişiklik olmaz. O bakımdan biz sizin gibi ben şahsen bir öğretmen değilim bir asla büyük değilim ben sizin gibi aynı yolda yürüyen bir kervanın kıtmiri bir insanım . Ama elbette burada bu benim gözümün nurudur ruhumdur bu kervan. Muhammed SAV in bu kervanı her şeyimdir . Onun için Canımı da veririm Allah CC nun izniyle her şeyi yaparım. Yeter ki bir yol alsın bu kervan. Ben değil hepimiz bütün toptan kervan yol alsın bu bakımdan izliyoruz hep bir birimizi görüyoruz ve de takdir ediyoruz hakikaten çünkü hiç birimiz bir değiliz. Ben sürekli yazıları izliyorum zâten. Yani geçmiş zaman bile olsa tekrar geri dönüp tek tek izliyorum herkes onun içinde açıkça yazmak lazım. Çekinmeden yazmak lazım. Sitemizi diri tutmak için de yazmak lazım. Buna hem bizim hakkımız var hem de sitemizin hakkı var. Bunu demek istiyorum.
Benim olduğu kadar da senin sitendir kabul ettiğin sürece biz dediğin sürece. Biz demediği zaman zâten kişinin öyle bir kişi yoktur ki. öyle bir kişi olmaz ortada. O bakımdan gerçekten Resûlullah SAV in buyurduğu BİZliği yaşamamız lazım onun için nedir kendi şah damarımızdan bize daha yakın olan Allahuzülcelal’in nurunu El HAKK zuhuruyla Muhammedi nur’a çevirmek . Bu prizi Muhammed ASV efendimizin prizini yakalamak. Hep söyleyip durduğumuz “Eşhedü ella ilahe illallah”ı yüreğimizdeki “Eşhedü enne Muhammeder Resûlullah” prizine taktığımızda göreceğiz ki meğer Nurullah, Nur-u MİM ‘ miş. Nur-u MİM dediğimiz de bizim gözümüzdeki ışık bedenimizdeki ısı enerji, her neyse bütün hayatımız düşüncelerimiz dahi olduğunu göreceğiz. Onun için buyuruyor Allahuzülcelal iki âyetinde “Biz dilemezsek siz dileyemezsiniz” diyor. Neden ? diyorum ya kendi şah damarından yakın olan Nur’u kullanmaya başladıktan sonra zâten o zaman zâten işler çok değişir. Sahibinin sesini duymaya başlar. Artık bu alçaklıklar-yükseklikler, kinler kibirler hasetler şeytan pislikleri kalkar. Hâlim Can boyalı iş elbiseleri olur işte siz onu kullanırsınız siz ev boyuyorsunuzdur. Sizi gören der ki yedi renk boya halbuki boya yapıyorsunuzdur. O tulumu üstünüzden çıkardınız mı içerdeki Beyefendi Hâlim’ i herkes görür artık. “Adam boya yapıyormuş” derler. İşte bu, bu elbise gibidir o kolay çıkan bir elbise değil Resûlullah SAV efendimiz buyuruyor “ben şeytanımı müslüman ettim” diyor ve âyetler de var öyle zâten. güneş olmadığı için iblistir güneş. Muhammed ASV oldu mu gündüzdür. Gece bir varsayım olacaktır . Batmayan güneş olur o zaman gelmeyen bir gece olur. Bu HAKK dır Allahuzülcelal bunu için HALK etmiştir. İnsanları cezalandırmak için mahvetmek için haşa öyle bir şey yok. Onun için Burak sen inşallah Allahuzülcelal’in izni ve inâyetiyle devam et genç bir insansın. Sen kendin için seni kendi çocuklarım gibi düşünürüm. Ama serbest bırakmış da değilim ama kendini toparlaman için mesela hiçbir şey istememişimdir. Bu ihmal etmek değil de bakalım kendi ne yapacak neredesin ne yapmak istiyorsun nereye gidiyorsun görmek olmuştur yoksa izlemeye devam ediyoruz. Her yazına bakıyoruz. Bence fırsat buldukça yaz ve bu sitede görevli bir insansın böyle bilmen lazım. Kendi vicdanına sorarsan bunu da duyarsın zâten. Onun için de neye hizmet ettiğimizi ne işimiz var burada güzel bir şey desinler diye mi yada bir şey olmak için mi yok yok öyle değil. Biz buraya uğrayan her insanı Resûlullah SAV efendimizin MİM’inin biri bulaşsın isteriz. Çıkmaz çünkü onun bulaşığı. Bir kere değmeye görsün Resûlullah SAV efendimizin o şeyi zor olur çıkarmak zor olur. O da öyle bir güzelliktir özelliktir ki O BİZ kokusudur.

Esselâmu Aleykum ve Rahmetullah ve Berakâtuhû