Şu An ForumumuzdaŞu An Forumumuzda

    Şu an 11 kullanıcı online. 0 Üye ve 11 Misafir Bulunmaktadır.

    Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki-II



    ALLAH HER YERDE HAZIR ve NAZIRDIR.
    Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki-II



    http://www.muhammedinur.com/forum/vi...p=76684#p76684

    ALLAH her yerde hazır ve nazırdır...
    Ne demektir.
    Hazır: Bulunur demektir.
    Nazır: Görünür demektir.
    Bunların ikisinde de mekân mânâsı vardır.
    Mekân oldu mu vücudun mekânda yer kaplaması gerekir ve cisim olması lâzım gelir.
    “Ben size şah damarınızdan daha yakınım” ne demektir?
    Böyle olduğuna göre, Resûl: “mi’racta rabbi’l- İzzeti gördüm!..” buyuruyor.
    Hem genç bir insan sûretinde...
    “ALLAH'ı gördüm” demiyor, “Rabbımı gördüm!..”
    Semâvâtı dolaşıyor. Sidre'ye geliyor.
    “Ben size şah damarınızdan daha yakınım” buyrulması ve her yerde hazır ve nazır olmasına göre: Mi’rac o hâlde nedir? Meleklere ne ihtiyaç vardır?..

    Hava mı insana yakındır, yoksa insan mı havaya yakındır.
    Su mu balığa yakındır, yoksa balık mı suya yakındır...
    Böyle sual olmaz amma, cevab lâzımdır.
    Bütün kâinatta ne varsa Hakk ile kâimdir.
    Mekânda yer alan ne varsa ve bütün bu nizam, Hakk’ın kudret ve güçlerinin görünüşüdür.
    O hâlde “ALLAH, her yerde hazır ve nazırdır” sözü doğru değildir.
    “Her şey, ALLAH’da hazır ve nazırdır.”
    İnsanlar da hava içinde hazır ve nazırdır basit misâli gibi...
    Herşey ne varsa ALLAH'da hazır ve nazırdır.
    ALLAH olmasa hiçbir şey yoktur.
    “Ben gizli bir hazine idim, kendimi seyretmek için bütün kâinatı yarattım” buyuruyor bir Hadîs-i Kudsîde.
    “Herşey ALLAH'a dönecektir” âyetini düşünmek yetişir...
    Herşey fânidir. Yani onda kaybolur. ALLAH Azîz ve Hakîmdir.
    “Mi’racta Rabbımı gördüm...”

    Musa: “Yâ Rabbi bana kendini göster!” dedi...
    Musa dağda ateş gördü.
    Oradaki ağaçtan: “Ene Rabbike!” sesi geldi.

    Mansur: “Ene’l- Hakk!” dedi

    Mezarda: “Rabbın kim?” suali,
    “ALLAH'ın kim?” denilmiyor.

    Rabbi’l- âlemîn.
    Rabbi’n- nas. Rabbi’l- felak.
    Rabbi’s- semâvât. Rabbi’l- ard,
    Rabbi’l- maşrikeyn. Rabbi’l-mağribeyn.
    Bi izni rabbîhim.
    Fesallili rabbike
    Rabbi hazel beytillezi
    Rabbike bi eshabi’l- fil
    Ve ila rabbike fergab
    Rabbiküma tükezziban
    Rabbike fehaddis…

    Bunları düşün.
    Düşünürken şu cümleleri de düşün:
    ALLAH'a iki türlü lâfızla hitab ve münacaat yapılır:
    Yâ ALLAH! ALLAH’ım!
    Yâ Rabb! Yâ Rabbi!
    Yâ Rabbil âlemîn!..

    Bunlardan başka lâfız kullanılmaz.
    Bunlardan biri malum. Diğeri “Rabb” nedir?
    Bunu öğrenmek için:
    “Lâ İlâhe illâllah” lâfz-ı celilinin hakiki mânâsını bilmek lâzımdır.
    Ondan sonra “Ene’l- Hakk!” kanalından geçerek “Rabb” ı öğrenmek gerek.
    Bunlar hâlvet işidir vesselâm…

    Perşembe, 23.6.1982



    Lâfz-ı celil: Celâlet ve celâdet sâhibi, Azîm, mertebesi yüksek olan ALLAH’ın sözü.
    Nazır: (C.: Nüzzâr) Nazar eden, bakan.
    Sidre-i münteha: Mahlukat ilminin ve amelinin kendisinde nihayet bulup kevn âlemini hududlandıran bir işaret. Yedinci kat gökte olduğu rivayet edilen ve Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ulaştığı en son makam.
    Kâim: Ayakta duran. Mevcut. Baki. * Vaktini ibadetle geçiren.
    Lâfız: f. Konuşma, tekellüm. * Söz, lâkırdı.



    “Ben gizli bir hazine idim”:

    ---“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allah Teâla hazretleri şöyle buyurdu: "Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek için mahlukatı yarattım"
    buyurmuştur.

    Bu hadisin kaynağı:
    1. Ed-Dürerü’l-Münte’sire, Celâlettin-i Suyuti,125
    2. El-Esraru’l-Merfua, Aliyyu’l-Kâri, 273
    3. Keşfu’l-Hafa, Aclunî, 2:133
    4. El-Fetevâ, El-Halîlî, 1:72
    5. Mesnevi, Celâleddin-i Rumî, 5:104
    6. Divan-ı Mevlânâ Câmî, 37
    7. Divân-ı Niyaz-i Mısrî, 2
    8. Divân-ı Şeyh Ahmed Cezerî, 1:190
    9. İşârâtu’l-İ’câz, Bediüzzaman Said Nursi, 23




    Ben size şah damarınızdan daha yakınım:

    وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
    ---“Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verîdi: Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.”'' (Kaf 50/16)

    “Herşey ALLAH'a dönecektir”:

    كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
    ---“Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn: Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra "BİZ" e döndürüleceksiniz(ANkebÛt 29/57)

    Rabbi’l- âlemîn:

    الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
    ---“El hamdu lillâhi rabbi’l- âlemîn: Hamd Alemlerin Rabbi'nedir.” (Fâtiha 1/2)

    Rabbi’n- nas:

    قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

    ---“Kul eûzu bi rabbi’n-nâs (nâsi): De ki: İnsanların RABBine sığınırım
    (Nâs 114/1)

    Rabbi’l- felak:

    قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
    ---“Kul eûzu bi rabbil felak(felakı): De ki: Sabahın Rabbine sığınırım(Felak 113/1)

    Rabbi’l-mağribeyn:

    رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ
    ---“Rabbu’l- meşrikayni ve rabbu’l- magribeyn: O, iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir.” (Rahmân 55/17)

    Rabbiküma tükezziban:

    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    ---“Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân: Şu halde Rabbinizin hangi ni’metlerini yalanlayabilirsiniz?” (Rahmân 55/18)

    Bi izni rabbîhim:

    تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
    ---“Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim min kulli emrin: O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrâil), her iş için iner dururlar.”'' (Kadr 97/4)

    Rabbike fehaddis:

    وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
    ---“Ve emmâ bi ni’meti rabbike fe hadis: Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.” (Duhâ 93/11)

    Fesallili rabbike:

    فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
    ---“Fe salli li rabbike venhar: Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes(Kevser 108/2)

    Rabbi hazel beytillezi:

    فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ
    ---“Fel ya’budû rabbe hâzel beyt: Şu Ev (Ka'be'n)in Rabbine kulluk etsinler(Kureyş 106/3)


    Rabbike bi eshabi’l- fil:

    أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ
    ---“E lem tere keyfe feale rabbuke bi ashâbil fîl: Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?” (Fîl 105/1)

    Herşey fânidir:

    كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ

    ---“Kullu men aleyhâ fân(fânin): (Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur
    (Rahmân 55/26)

    Yâ Rabbi bana kendini göster:

    وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ
    ---“Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu rabbuhu kâle rabbi erinî enzur ileyk(ileyke), kâle len terânî ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubdu ileyke ve ene evvelul mu’minîn: Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca «Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!» dedi. (Rabbi): «Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!» buyurdu. Rabbi o dağa tecellî edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.”” (A’raf 7/143)



    Bu makalenin devamı ve orjinalı forumdadır Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki-II started by nur-ye Check out original post: Click here

    Google Arama

    %u00D6zel Arama

    MuhaMMedi Kul

    Forum Favorilere Ekle Giris Sayfasi Yap Yonetimle irtibat Yardim

    Kardeş Sitelerimiz

    Uzerine Tikla

    Muhammedinur Eng

    Uzerine Tikla

    Facebook Bağlantılarımız

    Uzerine Tikla
    Uzerine Tikla

    Namaz Vakitleri

Review www.muhammedikul.com on alexa.com
SEO Stats powered by MyPagerank.Net
TOPlist