+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var
1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Kul İhvani Sohbet-i Sahh

  1. #1
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış

    Kul İhvani Sohbet-i Sahh

    http://www.muhammedinur.com/forum/vi...php?f=4&t=7876



    Tek Dava, Tek Dâvet, Tek Dua ve İKİlik-Şeytanlık Denâeti..

    Tek DAVACı, DAVAsı için Âlemleri VAR eden ALLAH celle celâlihu:
    “Lâ İlâhe İllâ ALLAH MUHAMEDe’r- Resûlullah”
    Tek Dâvetçi, Âlemlere rAHMET OL-AN ve Silm AKILlar için; Tebliğ-Tenzir-Tebşir ve Teşhid İrsalcisi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem..
    Tek Duacı, ALLAH celle celâlihunun SÖZünü Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemin SESinden DUY-AN ve UY-AN Mü’minler..
    Bunun dışında kalan AKILlar, ÇOKluk ve YOKluk batağında boğulup da, TEKlik TEVHİDini BİLip-BULup-OLup Yaşama SEVİYEsine kavuşamamış olanlar ise DENAET-ALÇAKLIK Ehlidirler..

    Tek Noktadan-Nur-u MİMden, Akl-ı Küll Habli’l Veridden, İlk ve Tek Çenberden,
    Külli NOKTyı-Akılları, Nurundan var eden Her Şeye ÖZünün ÖZÜnden de YAKÎN OL-AN El RABB celle celâlihu :
    Nakil- Ruh- Rabbülâlemin celle celâlihu..
    Vekil-Kalb- Rahmetenlilâlemin sallallahu aleyhi vesellem
    Akıl-Nefs-Esma
    Şekil-Eşya-Sese kadar HÜKM ü EMRini BUYURmakta ve DUYurmaktadır.
    Hakikat-ı MUHAMMEDiyyesine Ulaşan NEFSler İslah ve İflah OL-ANlardır.
    SÖZü, ÖZün Özünden; SESi, Sahibinin Nefesinden DUYup-UYmak için ise:


    فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ
    ---“Fa’lem ennehu lâ ilâhe illâllâhu vestagfir li zenbike ve lil mu’minîne vel mu’minât (mû’minâti), vallâ hu ya’lemu mutekallebekum ve mesvâkum : Şimdi (Ey Rasûlüm): Şunu bil ki, Allah’dan başka hiç bir ilâh yoktur. Bir de kendi günahına ve mümin erkeklerle mümin kadınlara mağfiret dile. Allah (dünyada) dolaştığınız yeri de bilir, (ahirette) duracağınız yeri de...” (Muhammed 47/19)

    مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ …
    ---“Muhammedun resûlullâh(resûlullâhi)…: MUHAMMED (s.a.v.) Allah’ın peygamberidir..” (Fetih 48/29)

    Küllî ŞEYin-Kâinâtın-İnsanın-AKLın Yaratılma maksadı-gayesi olarak Kelâmullahta açıkça buyurulan TEVHİD DAVASInı;

    … وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
    ---“... ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr(masîru).” (Bakara 2/285)

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemden HÜKMünce DUYup UYanlar Hizbullah HAK ve HAYRında Yaşayıp ALLAH celle celâlihu nun TEVHİD Şâhidi OLdular.

    لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
    ---“Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike HİZBULLÂH (hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne) : Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalblerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.” (Mucâdele 58/22)

    Küllî ŞEYin-Kâinâtın-İnsanın-AKLın Yaratılma maksadı-gayesi olarak Kelâmullahta açıkça buyurulan TEVHİD DAVASInı;

    … قَالُواْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُمْ بِهِ إِيمَانُكُمْ إِن كُنتُمْ مُّؤْمِنِينَ
    ---“... kâlû semi’nâ ve aseynâ ve uşribû fî kulûbihimul icle bi kufrihim kul bi’se mâ ye’murukum bihî îmânukum in kuntum mu’minîn(mu’minîne) : ... Onlar: “-Kulağımızla işittik, kalbimizle isyan ettik.” demişlerdi. Çünkü küfürleri sebebiyle kalblerine buzağı sevgisi sinmişti. Habibim, onlara şöyle de: “Eğer siz mümin olsanız, imanınız size buzağıya tapın ve Kur’an’ı inkâr edin diye” çirkin şeyleri emretmezdi.” (Bakara 2/285)

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemden HÜKMünü DUYup da İSYAN edip-UYmayanlar Hizbuşşeytan BÂTIL ve ŞERRinde Yaşayıp Kendi Ham AKIL İkilik Şeytanlığının sahtekâr Şâhidi OLdular:

    اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنسَاهُمْ ذِكْرَ اللَّهِ أُوْلَئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ
    ---“İstahveze aleyhimuş şeytânu fe ensâhum zikrallâh(zikrallâhi), ulâike hizbuş şeytân(şeytâni), elâ inne hizbeşşeytâni humul hâsirûn(hâsirûne) : Şeytan onları sarıp kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mucâdele 58/19)

    Tek Noktadan-Nur-u MİMden, Akl-ı Küll Habli’l Veridden, İlk ve Tek Çenberden,
    Külli NOKTyı-Akılları, Nurundan var eden Her Şeye ÖZünün ÖZÜnden de YAKÎN OL-AN ALLAH celle celâlihu :
    Nakil- Ruh- Rabbülâlemin celle celâlihu..
    Vekil-Kalb- Rahmetenlilâlemin sallallahu aleyhi vesellem
    Akıl-Nefs-Esma, ben, sen, o..
    Şekil-Eşya-Beden-Ses’e kadar HÜKM ü EMRini BUYURmakta ve DUYurmaktadır..

    Kur’ân-ı Kerîm gösterir ki, akdesteki yakın akraba Rabbul âleminin masiva’daki bütün varlığa akıl adına hitabında;

    ALLAHu Zu’l- Celâl,
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
    Şeytan ve
    dördüncü olarak da İnsan var.
    Bu söylediğim şey iyi düşünülmesi gereken bir husustur.

    Kur’ân –ı Kerim de, Şeytan için “adüvvün mubîn” açık seçik düşmanınızdır buyruluyor ve bizim düşmanımız olduğu açıkça bildiriliyor, İKİLİK-İKİ ŞEYlik-ŞEYTANlık ana sorununuzdur ana probleminizdir.
    TEVHİD TEKLİK SEVİYElenmesi ise emredilendir,
    İkiliği seviyeleyip “Lâ ilâhe illâ ALLAH Muhammeder Rasûlullah” demektir.
    Bunu kime buyuruyor ALLAHu Zu’l- Celâl ?
    Dördüncü sıradaki en alt sıradaki AKLa buyuruyor.
    Akıl, ham akıl ya da akıllanmamış akıl, Rabbul Âlemine baktığı zaman ilk gördüğü nedir?
    Şeytanıdır. AKLındaki İkiliktir yani.
    Emredilen nedir?
    “İkiliği kaldır da Beni gör. Kendini bil Beni bil!”


    --- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu : Kim nefsini bilirse kesinlikle Rabb’ini de bilir. ” buyurmuştur.
    (Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

    Kendini nasıl bilir insan?
    Bu “İKİ” lik şeytanını “TEK” lik haline RESÛLÎ SEViyede getirirse,
    TEVHİD haline getirirse yapar.
    İnsan, Rabbul âleminin SÖZünu Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in SESinden duymak istiyor.
    Bir engeli var o da iki kulağı. İkilik kulakları.
    İkilik gözü, ikilik burnu, ikilik hayatı, engeli.
    İşte bunu nasıl düzeltecek?
    Nasıl seviyeleyecek, nasıl tekleyecek, nasıl birleyecek?
    Tüm ana problem bu.
    “Adüvvün mubin” olarak bildirilen şeytan, insan oğluna;


    كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ
    ---“Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefere kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne) : Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkâr et" dedi, inkâr edince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.” (Haşr 59/16)

    Burada bir de sebe sûresinde bir âyet var Şeytan-İblis davasında haklı çıktı diye ona da bakmak lâzım:

    وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ
    ---“Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne) : Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadini yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis’e tâbi oldular.” (Sebe 34/20)

    Yukarıda neden şeytanı insanın önüne aldığımı söylemek için söylüyorum.
    ALLAHu Zu’l- Celâl, hayyul kayyum, vâcibu’l- vücud olarak ALLAHu Zu’l- Celâl, ve ALLAHu Zu’l- Celâl in Rasûlullah(sav)’ı ve en uçta bir insan ve arada bir ŞEYTAN İKİLİĞİ var.
    İnsanın tek yapması gereken bu ikiliği, tekliğe çevirmek.
    Şeytanını öldürmek değil müslüman etmek.


    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Benim Şeytanım Allahımın yardımıyla Müslüman oldu!” buyurmakta. “Öldürdüm, yok ettim!” buyurmamakta..

    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem: "Sizden her birinizin bir şeytanı vardır. Evet, benim de şeytanım var, fakat Allah-u Teâlâ bana yardım etti ve şeytanım müslüman oldu, bana yalnız iyiliği emr eder!" buyurdu.
    (İbn-i Mes'ud’dan; Müslim)

    AKLın Kulluk İmtihanı gereği Fıtrında-yaratılışında Ana Kartında yüklü OL-AN İKİLİK-İKİ ŞEYlik-Şeytanlığını, Silm etmek ve selâmete ulaştırmak, önündeki ikiliği ki bu aslında kendi ikiliğidir İSLAM-Müslüman etmek!..
    Tevhiddeki Gizli Şirk, kendi iki şeyliğidir ve kendini-Nefsini BİL-mezliğidir, onun için bunun çok iyi belirlenmesi bakımından “aduvvun mubîn” diyorum.


    وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
    ---“Ve lâ yasuddennekumuş şeytân (şeytânu), innehu lekum aduvvun mubîn (mubînun) : Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (Zuhrûf 43/62)

    Ana düşmanın, beyan ve bina edilen “aduvvun mubîn” düşman olduğunu, tek düşmanının ikilik olduğunu bilince ANlarızki:
    Bütün İslam Dinimizn ÖZünün ve ÖZETinin sadece TEVHİD olduğunu, bu dinin “Lâ ilâhe illâ ALLAH” tan ibaret olduğunu,
    “Lâ ilâhe illâ ALLAH” diyenlerin ancak cennete girebileceğini;


    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.” Buyurdu.
    (Buhari, Müslim, Tirmizi)

    Kur’ân-ı Kerîmimizin özü ve özeti sadece: “Lâ ilâhe illâ ALLAH” tır.
    Tüm bunların temelindeki Ana Emir ise: “Şeytanını müslüman et!”
    Şeytanın vasıflarını sayarken, nasıl bir düzen kurulduğunu, ALLAHu Zu’l- Celâl in Kulluk İmtihanı Kağıdında-HAYYatta, sayısız AKLı çeldiriciler ve AKLa yardımcılar yarattığını, çeldiriciler ve yardımcıların atbaşı gittiğini, insana bu hayatta cüz’i akıl ve cüz’i iradenin kabı kadarınca-kaderince, kapasitesi kadar, kaldırabileceği kadar, yapabileceği kadar verildiği :


    لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
    ---“Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne): Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (Bakara 2/286)

    Hiç bir nefse, vus’ahâ sının üzerinde bir yük, taşıyabileceğinden fazla bir yük yüklenmemiştir.
    Herkes kabı kadar, aklı kadar alacak ve neticeyi bulacak şekilde yaratılmıştır.
    Bütün çemberlerin üzerindeki noktaların, ayni merkez etrafında dönmeleri ve ve yarıçapları kadar uzak durmaları gibi:
    Yarıçapları, yerleri-kaderleri yönleri-kadarları değisiktir, fakat netice olarak rahmetenlilâlemini BİLip-BULacak ve böylece BİZ lik içinde Rabbul âlemin Hükmünde Olup YAŞAyacak bir şekilde ana dizaynda proğramlandığı, ve böyle yaratıldığı açık seçik ortada gözükmektedir...

    İnşallahu Rahman, her insan kendini bilir!
    Bilmesi gerekir derken, kendi NEFS-AKLınndaki ikiliği bilmesi gerekir.
    Yani Somut-Elle tutulan-gözle görülen, ortada bir dağ gibi taş gibi duran bir varlık olarak, bir yaratık olarak yani bir zâhir ve bâtın olan bir varlık olarak değil,
    Sadece bâtında Soyutta, bir bâtın engeli, kapatan bir engel olan bir İKİLİK-Şeytanlık Mefhumu var.
    İşte bu mefhumun, ana özelliği olarak “aduvvun mubîn”..
    Ve biliyoruz ki: “Bana kulluk et bana!.” Buyruğu var.

    .
    أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
    ---“E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun) : "Ey Âdem oğulları, ben size and vermedim mi: Şeytâna tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.” (Yâ Sîn 36/60)

    وَأَنْ اعْبُدُونِي هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
    ---“Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun) : "Bana kulluk edin, doğru yol budur." (Yâ Sîn 36/61)

    وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ
    ---“Ve lekad edalle minkum cibillen kesîrâ(kesîran), e fe lem tekûnû ta’kılûn(ta’kılûne) : Andolsun o, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?” (Yâ Sîn 36/62)

    “İşte dosdoğru yol budur” diye bildirmedik mi, “seninle bir ahd etmedik mi şeytana tapma!” diye, “ikiliğe tapma ikiliği ilâh edinme!” diye.
    Bir kural koymadım mı?
    Neden sen bu ikiliği kaldırmadın ortadan?
    Çok ana hatlarıyla net olarak bildiriyor onun “aduvvun mubîn” olduğunu, senin zürriyetinden cibilliyetinden pek çok kişiyi yolundan koydu, emri duydurmadı ve uydurmadı ve Hizbusşeytan içinde kaldılar, ikilik hizbi içinde boğulup gittiler :
    Hizib, BİLE-lik Hakikatine Sahib çıkarsan o YOLun neticesine varırsın, zehebe yürümek gitmek demektir.
    Hizb halinde ikilik yolu üzerinde yürüdüğü için, ikilik dalaletinde kalır, tekliğin selâmetini bulamaz, bu öyle bir şeytan ki korkunç bir felâket gibi gözükmekte!.
    Bu öyle bir mefhum ki Hükmü Saltanatı sadece ve sadece Euzu Besmeleyi Sıdk ve İhlasla çekene kadar sürer:



    Eûzu billâhi mineş-şeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm: Recm edilmiş, Kovulmuş Şeytan'ın şerrinden Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adı ile...

    Euzu Besmele Beden-Dil, Nefs-Akıl, Kalb-Gönül ve Ruh-Hakk ile çekilince Şeytanlığın kendisinin bir yetkisi saltanatı, saltası, yetksi-etkisi, gücü kuvveti asla yoktur!


    إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلاَّ مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ
    ---“İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânun illâ menittebeake minel gâvîn(gâvîne) : Şüphesiz ki, kullarımın üzerinde senin hiçbir sultan yoktur; ancak şaşkın azgınlardan senin peşine takılanlar müstesna.” (Hicr 15/42)

    Çünkü BİZe böyle “aduvvun mubîn” gösterilen şeytan, bizi yoldan saptırdıktan sonra kendisi bir varlık olarak Allah’a karşı meydan okuyan bir varlık değildir.
    “Ben Rabbul âleminden korkarım!” diyen bir yaratıktır,
    Onu, Allah’a meydan okuyan bir kabadayı gibi görmeyelim, ne diyor Kelâmullahta:

    ---“İnnî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne):... Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" (Haşr 59/16)

    Ancak asla unutmamalıyız ki bu çetrefilli hayatta İKİlik SEViyelemesi-Kulluk İmtihanı kolay değildir ve çok NEFSler kaybeder Tevhidi Şehadeti!..

    وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ
    ---“Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne) : Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadini yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis’e tâbi oldular.” (Sebe 34/20)

    Velekad Saddaka: And olsun ki doğruladı, sadık çıktı.
    Aleyhim: Onların aleyhlerinde söylediği şeylerde, insanların aleyhinde söylerde andolsun ki sadık çıktı, İblis sadık çıktı.
    Zannehu: Zannında.
    Fettebeuhu: ona tabi oldular.
    Demişti ki:“Bana tabi olacaklar, öyle zannediyorum! demişti. Ama, İblis burada ne yapmakta buna dikkat etmek gerekir.
    Şeytan olarak bile gözükmüyor ikilik olarak gözükmüyor.
    İkilik olduğu halde üzerine bâtıl ve şerr ken, hayır ve hakk elbisesi giydirdiği için insanları kandırıyor zâten, İşte bu kandırma zannında sadık çıktı. Ona uydular.

    İllâ ferîkan minel mûminîn: ancak ve ancak bir firka ki mutmain olanlardan bir firka hariç olmak üzere, kim bunlar dikkat etmek lâzım. Bak bunlara dikkat et, insanlardan demiyor, mutmainlerden diyor.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in Fırka-yı Nâciyesi târif edilmekte.


    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yahudiler yetmiş bir, Hıristiyanlar yetmiş iki fırkaya bölündüler. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların biri dışında hepsi ateşte olacaktır. Kurtulan (Fırka-i Naciye) ise biri olacaktır; o da benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir.” buyurdu.

    (Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17; Ebu Davud, Sünne, 1)

    Muhammedi MuHABBetlerimle..
    Share |

  2. #2
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış



    Bezm-i Elest ile Mahşer dediğin iki nefes, ilk ve son nefesin arasında.
    Bir insan bir ömür yaşıyor son nefes için.
    Son nefesteki şehadet şehadettir, öbürleri değildir, ona hazırlıktır, olaylar, doğmalar ölmeler, tüm bunların sebebi bir sistem kurulduğu içindir.

    “Euzubillahiminesşeytanırraciym bismillâhirrahmanirrahim”
    Kur’ân’a euzu besmele ile başlayınız.
    Bismillâhirrahmanirrahim ile değil, euzu billahiminesşeytanırraciym ile.
    Kur’ân okumaya başlarken bir kere euzu okumak farz-ı ayn dir.


    فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
    ---“Fe izâ kare’tel kur’âne festeız billâhi mineş şeytânir racîm(racîmi) : Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.” (Nahl 16/98)

    إِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
    ---“İnnehu leyse lehu sultânun alellezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne) : Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiç bir zorlayıcı gücü yoktur.” (Nahl 16/99)

    إِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُ وَالَّذِينَ هُم بِهِ مُشْرِكُونَ
    ---“İnnemâ sultânuhu alellezîne yetevellevnehu vellezîne : Onun zorlayıcı gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir.” (Nahl 16/100)

    Onun için diyorum ki, biz şunu yapıyoruz bunu yapıyoruz.
    Bu “İkra-AN” ı oku, Kur’ân ile bile “AN” oku!.
    Diyorum ki Barbaros, Allah vâcibu’l- vücud tur. Ne ise o’dur.
    Böyle yapıyor.
    İşte yapmış ve yapmaya devam ediyor, insan aklıyla bunu kaldırmaya, çevirmeye döndürmeye, hayal bile edemezsiniz, Allah, ALLAH celle celâlihu dur.
    Rasûlullah sav de öyledir, ALLAHu Zu’l- Celâl ’in Rasûlullah’ı dır, sıfatı dır yani.
    Esmasıdır eşyasıdır yani, Kulli şeyidir, Allah’tan başka masivanın tümü Nur-u Muhammed (a.s)’dir. Nur-u-Mim’dir.
    Üçüncüsü diyorum insan değil Şeytandır.
    Dördüncüsü İNSAN AKLıdır.
    Şeytan dediğin şey, ondan önce şunu söylemek lâzım “Din nedir?” dediğin zaman tek kelimedir: “Lâ ilâhe illa Allah” tir.
    Bu “Lâ ilâhe illâ ALLAH nedir?” dediğin zaman,
    “İKİ” lik şeytanlığının teslim olmasıdır, islam olmasıdır.
    İnsan ile Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemarasında ikilik şeytanlığı ikiliği vardır. Başka bir varlık yoktur.
    Bütün olaylar, yaratılan eşyalar, esmalar, tüm bunlar insana imtihan sorularından başka bir şey değillerdir.
    İmtihan’ın sorusu tektir.


    أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
    ---“E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun) : "Ey Âdem oğulları, ben size and vermedim mi: Şeytâna tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.” (Yâ Sîn 36/60)

    وَأَنْ اعْبُدُونِي هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
    ---“Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun) : "Bana kulluk edin, doğru yol budur." (Yâ Sîn 36/61)

    وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ
    ---“Ve lekad edalle minkum cibillen kesîrâ(kesîran), e fe lem tekûnû ta’kılûn(ta’kılûne) : Andolsun o, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?” (Yâ Sîn 36/62)

    Ey insanoğlu, biz seninle bir anlaşma(ahd) yapmadık mı?
    Şeytana tapma diye ikiliğe.
    Bana tapacaksın bana doğru yol budur.
    Bu şeytan senin beyan edilmiş tek düşmanındır.
    Aduvvun mubindir.
    Senin tek sorun vardır, bundan ibarettir.
    Hangi kaderde yaşatılırsan yaşatılsın.
    Sana tek soru sorulmuştur.
    Ve tek cevab istenmıştır, kim olursan ol.
    Efendim bu kadar ibadet ettik şunu yaptık.
    Anladım kardeşim sonucu bir söyle “Lâ ilâhe illa Allah!” mı değil mi?
    Neticeyi bir söyle, kelimeyi bir söyle!
    Ne zaman söyleyeyim?
    “Son nefeste söyle. Yakın gelince söyle.”
    “Gelirmi?”
    Mutlaka gelir. Gelince en son söyle!.


    وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
    ---“Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn(yakînu) : Ve yakîn sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr 15/99)

    İşte ben bunu belirtmek istiyorum buğün, fatihaya geçeceğim de. Bakaraya geçeceğiz de bizim bir şeyi çok iyi anlamamız lâzım.
    O nedir?
    Kendimi bilmeden önce kimi bilmem lâzım sorusu yanlış bir sorudur.
    Neden?
    Şundan dolayı yanlıştır, ALLAHu Zu’l- Celâl vardır, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem vardır, sen ve sendeki şeytanlık vardır.
    İkilik sendedir, aklındadır. İkilik aklındadır.
    Şeytan denilen şey senin seviyelenmemiş aklındır, teslim olmamış aklındır. İslam olmamış aklındır.
    Ki islam olması bile yetmediğini biraz sonra göreceğiz değil mi? İnsanlar değil mü’minler diyecek, iman etmişlerin içinden diyecek, değil müslüman olmak, bunun yetmediğini göreceğiz.
    O zaman, ben kendimi bilmeden önce, kendimin düşmanının vasfını bileyim, bırak dostunu bir dur, önce ben bir düşmanım kim önü bir bileyim.
    Benim bu âleme gelme sebebim nedir?
    İnsanın yaratılma yaratılmış olma “seBeB” inin adı, oradaki sebbenin içindeki iki “B” nin ikisi de belirsiz dir, ve şeytanlıktır. RaBB’in iki “B” sinin ikiside Ham AKIL için ikiliktir.
    Kemâl bulmamış İnsan aklı için ikiliktir.
    Ham Akıl Silm Akıl olunca kendini BİLince ÖZünü Çözdüğü zaman RaBB’ini BİLir.
    Çözmediği zaman şeytanlık-İkiliğindedir.

    Onun için Hizbullah ve Hizbuşşeytan vardır.
    Başka hiç yolu yoktur, kim olursa olsun, hiçbir zaman.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem babasını görememiştir ve yetim kalmıştır.
    Babası gibi büyütmüştür Ebu Talib ama Resûllüğünü Kabul edemediği için küfürden Hizbuşşeytanlıktan kurtulamamıştır, açıkça kurtulamamıştır.
    Peygamberler doğurmuştur Nuh aleyhisselam ın karısı, Bütün peygamberler onun neslinden gelmiştir sütünü emmiştir. kurtulamamıştır. Kadın erkek olarak örnek veriyorum, içinde bulundukları NURlu Âlemden tersi olmuş NARlı Âleme geçmişlerdir..

    Firavunun karısı ASİYE Anamıza ne olmuştur?
    Musa aleyhisselam’a ana olmuştur ANA.
    Musa aleyhisselam anasını görmemiştir, çocukken süt anası gibi içten gizli öz ana dıştan yabancı bir süt anası gibidir .
    Asiye Ana büyütmüştür, ve dönmüş demiştir ki: “Sen bana cennette bir köşk bina edersin değil mi?” diyor.
    Hani “bina-beyan edilmiş düşman-adüvvün mubîn” vardı yaa.


    وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
    ---“Ve dareballâhu meselen lillezîne âmenûmreete fir’avn(fir’avne), iz kâlet rabbibni lî indeke beyten fîl cenneti ve neccinî min fir’avne ve amelihî ve neccinî minel kavmiz zâlimîn(zâlimîne) : Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: "Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar." (Tahrîm 66/11)

    Asiye Ana neden dolayı istiyor cennette köşkü?
    Aklındaki ikiliği kaldırdığı için.
    Oysa kocası Firavun: “Ben sizin yüce Rabbinizim” diyen Firavundu.


    فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى
    ---“Fe kâle ene rabbukumul a’lâ: Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim." (Nâziât 79/24)

    CeheNNemin göbeğindeyken CeNNet Tercihini görüyor musunuz?
    İşte budur asıl şeytanlık ve şeytanın müslüman olması herkeste.

    Yâ-Sîn Sûresinde açık seçik bu şekilde “adüvvün mubîn” olarak belirtilirken, hizbusşeytan olarak ilan edilirken, insanlara açık hükümler bildirilirken, ne buyuruyor ALLAHu Zu’l- Celâl ?
    Bakın:
    Velekad: andolsun ki. ALLAHu Zu’l- Celâl and ediyor,. Rahmanu’r- Rahim olan ALLAHu Zu’l- Celâl and ediyor, Settar olan Gaffar olan ALLAHu Zu’l- Celâl diyor ki:
    Benim hükmüm budur.
    Hükmüme uyup Musa ol, uymayıp firavun olma!
    Ben firavun olacagım, sen merhametlisin diyemezsin.
    Merhametli olan ALLAHu Zu’l- Celâl koyuyor bu hükmü ve dönüyor diyor ki: Böyle bildirdiğin düşman varya hani, o ne diyordu:
    Onların kanlarına sahip çıkacagım, dinlerine sahip çıkacagım, evlatlarına sahip çıkacagım, göreceksin diyordu, ALLAHu Zu’l- Celâl de diyor ki izin verdim sana, git ordularınla üstlerine saldır, onlardan salih olanlar sana uymayacaklardır.
    Velekad: Andolsun ki, sadık çıktı onların aleyhinde İblis!


    وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ
    ---“Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne) : Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadini yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis’e tâbi oldular.” (Sebe 34/20)
    Share |

  3. #3
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış



    Neden şeytan değil de İblis?
    Çünkü şerr ve bâtıla, hakk ve hayır elbisesi giydirdiği için.
    Hiç kimşeyi ben düşmanınım diyerek değil, dostunum diyerek yakalamakta olduğu için, elbise giymiş birisi yanı.
    İblis onların aleyhinde sadık çıktı.
    Zannehu: zannında.
    Ne zannetmiştir şeytan, demişti ki: “Onlar zannediyorum sana değil bana uyacaklar.
    Tevhide-TEKliğe değil İKİliğe uyacaklar.
    Nakle değil Akla uyacaklar, sen istediğin kadar onları tehdit et, hayatta onları ez, tektek yaşatsan dahi buna ragmen beni tercih edecekler!”
    İşte bu zannında şeytan sadık çıktı.
    Fettebeuhu: ALLAHu Zu’l- Celâl buyuruyor ki ona tabi oldular. “Kim?”
    Mü’minler, ancak illa ferikam yanı bir fırka, mü’minlerden. Mutminlerden bir fırka hariç.
    Geri kalan mü’minler nereye gitti?
    Bir fırkası Allah’a tabi oldu da geri kalan kime tabi oldu?
    Onlar bile şeytana tabi oldular, ikiliğe tabi oldular.
    Bu kadar açık, bu kadar net, bu kadar belirgin bir insan aklı, kendi aleyhine bu kadar tuzaklar icerisinde kendi tuzak çünkü, kendi hata. Son nefesını veren bir insan düşün şu anda Barbaros, can çekisen bir insan düşün, son anını yaşayan bir insan düşün, bu halde bile tevhidi bu dende tehlikede. Burda şeytana sahip çıkmakta, bir ham insan cahil insan değil, iman etmiş bir insandan bahsediliyor. Iman ettiği halde ona diyor tabi olabilir. Bu kadar açık Kur’ân’ı kerımın hükümleri.
    Bir hadısi serif vardi, 73 fırka diye.


    ---Hz. Muâviye anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) aramızda doğrulup buyurdular ki:
    "Haberınız olsun! Sizden önce Ehl-i Kitap, yetmiş iki fırkaya bölündüler. Bu ümmet ise yetmiş üç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmiş ikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaattir."
    [Ebu Davud, Sünnet 1, (4597).]

    ---Bir rivayette şu ziyade var: "Ümmetimden bir kısım gruplar çıkacak, bunları bid'alar istila edecek, tıpkı kuduzun, buna yakalanan kimsede hiç bir damar, hiçbir mafsal bırakmayıp her tarafını sardığı gibi, bu bid'a da onların her hallerine sırayet edecek."

    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yahûdiler 71 veya 72 fırkaya ayrıldılar. Hıristiyanlar da 71 veya 72 fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacaktır.”
    (Ebû Hureyre’den; Ebû Dâvud, Süleyman es-Sicistânî el-Ezdî, Sünen, Sünne, 1 (h. No: 4596); Hâkim en-Nisâburî, Ebû Abdillah Muhammed b. Abdillah, el-Müstedrek ala’s-Sahîhayn, Beyrut 1990, İlim (H. No: 441); Beyhakî, Ebû Bekr Ahmed b. El-Hüseyn, es-Sünenü’l-Kübrâ, Haydarâbâd 1355, X, 208; Zerkeşî, Bedrüddin Ebû Abdillah Muhammed b. Abdullah, et-Tezkira fî Ehâdîsi’l-Müştehira, Beyrut, 1986, s. 216. herhangi bir açıklama ve ayrıntı yoktur.)

    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün ashabının arasındayken ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: “Dikkat edınız! Sizden önce Ehl-i Kitap olanlar 72 fırkaya bölündüler. Kuşkusuz bu ümmet de 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan 72’si Cehennemde, biri Cennette olacaktır.”(Muaviye b. Ebî Süfyan’dan; Dârimî, Ebû Muhammed Abdullah b. Abdurrahman, Dâru İhyâi Sünnetü’n-Nebeviyye tsz., Sünen, Siyer,75.; Ebu Davud, Sünnet 1, (4597).)

    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İsrâil oğulları 72 fırkaya ayrılmışlardır. Siz de bir o kadar fırkaya ayrılacaksınız. Biri hariç diğerleri Cehennemdedir.”
    (Enes b. Mâlik’ten; İbn Hanbel, Ahmed b. Muhammed,Tahran tsz., Müsned, III, 120.
    6 Ebû Dâvud, Sünne, 1, (H. No: 4597).


    İşte 73 fırka, 72 fırka her nederlerse desinler, her ne yaparlarsa yapsınlar, bir fırka hariç, kayboluyor.
    Çünkü bu kadar ince, bu karışık ve zor bir hayat yaşamaktayız, gerçekten, değil kemiklerin çatırdaması, kemikler eriyor su haline geliyor Barbaros.
    Share |

  4. #4
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış



    Şarıl şarıl akıyor, limon suyu gibi hayat sıkıyor.
    Bu denli bir zorluk icerisinde insan oğlu, onun için dedim herkes şeytanını, ben daima soruyorum “şeytanın hakikatı nedir?” diye insanlara.
    İnsanlar şeytana diyor ki düşman.
    Doğru düşman ama hakikatı nedir?
    Bakın su âyete, mü’minlerden bir fırka hariç, şeytanın söylediği gibi şeytana tabii oldular.
    ALLAHu Zu’l- Celâl böyle buruyor.
    Ve şeytan da sözünde sadık çıktı.
    “İnsanları saptırırım” demişti, gerçektende saptılar yanı.
    Kim?
    İnsanları demiyor, hatta müslümanlar demiyor, mü’minler diyor iman ettikleri halde.
    Bu kadar, biz neden bu Kur’ân-ı kerim âyetlerını görmedik?
    Neden görmüyoruz, neden görmüyorlar?
    Neden Kur’ân çalışalım diye göbeğimiz çatlıyor, benim değil.
    Elele tuttuklarımın tümünün göbeği.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem BİZi beklemekte islah ve iflah oluşta.
    Bu kadar insan, mü’min olduğu halde, Allah’a ve Resûlu’ne inandığı halde, ALLAHu Zu’l- Celâl and içiyor duymuyor mu?
    Allahîmız uluhiyetine ilâh oluşuna yemin ediyor.
    Aleyhim iblisi zannehu: İblis onların aleyhlerindeki zannında sadık çıktı.
    Biz sadık olacak ken İblis sadık çıktı. Niye?
    Fettebahu : ona tabi oldular.
    Kim?
    Mü’minlerden bir fırka hariç hepsi.
    Bu kadar açık bir imtihan icerisindeyiz.
    Net bir imtihan icerisindeyiz, onun için bu âyeti bulalım da okuyalım dedim Barbaros.

    Demek ki ALLAHu Zu’l- Celâl, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve Sırat-ı Müstakim..
    Doğru koyalım dosdoğru, bunu böyle koysak, eminim ki yarın kıyamet kopar.
    İnsanın önüne getirdi şeytanı koydu derler.
    Derler ama;


    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem: "Sizden her birinizin bir şeytanı vardır. Evet, benim de şeytanım var, fakat Allah-u Teâlâ bana yardım etti ve şeytanım müslüman oldu, bana Yalnız iyıliği emr eder!" buyurdu.
    (İbn-i Mes'ud’dan; Müslim)

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemin müslüman ettiği şeytan kim?
    Soruyorum sana Barbaros, şeytan kim?
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in müslüman ettiği şeytan sence kim?


    Barbaros: Aklın ikiliği değil mi hocam?

    Kulihvani: Tamam, senin aklın, benim aklım, bizim aklımız.

    Barbaros: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in müslüman ettiği, bütün akılların toplamı olan aklı küll mü yoksa?

    Kulihvani: Aklı küll ama kendinde aklı küll. Sende?
    Neden diyor sana: “Oğlum barbaros bana uy!” diye?
    Kim O'na uyacak?
    Senin aklın . Senin aklını müslüman etmediğin sûrece nasıl uyacaksın?
    Nasıl duyacaksın, mü’min olsan bile duyamıyorsun.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben şeytanımı müslüman ettim!” derken bize ne diyor?
    “Şeytanınızı müslüman etmeden tevhid ehli olamazsınız.”
    Ben arıyorum dışarıda bir şeytan, iyi mi?

    Sen bir Hacca gitsen ve müslümanların halini, kahredersin yahu!
    Adam ayakkabısını, şemsiyesini atıyor şeytanı taşlıyacağım diye, kafasında şeytan duruyor hâlâ.
    Aklın kendisinde iken İKİlik şeytanlığı, nasıl teslim olmuş oluyor? Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Allah’ın Resûlu olarak şeytanını müslüman etti, alkis mi?
    Hanı önü duyacaktık, uyacaktık, “Allah’a ve Resûlu’ne teslim olun!” buyururken, ben nasıl teslim olacağım?
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile benim aramda bir şeytan var ki ben teslim olamıyorum zâten.
    Ben aklımı SEV-iyelesem, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in eli benim elimde.
    Songul söylüyördu sabahleyin “Nerde Ali’nin eli?” diye.
    Ali’nin eli ortada.
    Hava gibi, güneş gibi, yağmur gibi ortada, gizlemiş mi elini yanı, aratıyor mu?
    Yok. Açık. Tutan nerde onu söylermisin? Tutan nerde? Mesele bu ya neden tutmuyor?
    Neden tutmuyor, İKİl-iğini kaldıramadığı için tutmuyor.
    Aklını müslüman edemediği için tutmuyor.
    Aklını ilâh kabul ettiği için tutmuyor.
    Bu sıradan bir müslüman, bir mü’min de değil mü’min olsa dahi, “mü’minlerden bir fırka” buyruluyor, “şeytan zannında haklı çıktı” buyruluyor.
    Share |

  5. #5
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış



    Bakınız ne buyuruluyor:

    كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ
    ---“Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefere kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne) : Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkâr et" dedi, inkâr edince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.” (Haşr 59/16)

    Bu kadar tehlikeli gözüken bu şeytan kim?
    ALLAHu Zu’l- Celâl in karşısında bir ilâh mı?
    Bir saltanatı mı var, bir gücü kuvveti mi var?
    Herhangi bir yetkisi mi var?


    Bakınız:
    Şeytanın meseli gibi ki insana “lil insânikfur”, yani şeytan insana “küfret!” der.
    Ne zaman ki küfür etti, der ki: “Ben şeytanlığımdan vaz geçmiyorum, ben aklımın şeytanlığına razıyım!"
    Burada tekrar bir şey söylüyorum, birisi çıkıpta sakın şunu söylemesin:
    “Ben bir mü’mınım kardeşim benim aklım mü’min!” demesin.
    “Ben Allah’ı biliyorum, kitabı biliyorum, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i biliyorum, Allah diyorum, namaz kılıyorum, mü’minim mü’min!”
    Böyle demesin mü’minlerden bir fırka hariç yine şeytandadırlar. Ben demiyorum, ALLAHu Zu’l- Celâl buyuruyor.
    “Uluhiyyetime yemin ederim ki bunu iyi anlayın!” buyuruyor gibi.
    Bunu şunun için söylüyor, ben bir Allah adamıyım dediğim doğrudur.
    Bir dakika, dediğim doğruyu bırak, doğru Allah’ın dediğidir.
    O ne buyuruyor Kur’ân-ı Kerîm’de ?
    İşte bak, insana küfrü emreder, insan da küfreder.
    O zaman ne diyor şeytan?
    Şeytan salatanat sahibi mi?
    Şeytan insanlara bir ilâh gibi gösterilmemek için böyle . “innî berîun minke” ben senden uzagım!.
    “İnnî” şüphesiz ki ben var ya, ben: “ehâfullâhe rabbel âlemîn” âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım! Ama sen korkmuyorsun. Çünkü beni dinledin beni!”
    Kim diyor?
    Şeytan diyor: “Sen bana uydun, halbu ki uyma denmişti sana. Seninle anlaşma yapmıştı Rabbülâlemin, bana tapmayacaktın. Sana buyurmuştu ki:

    “Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm”
    “Seninle anlaşma yaptım ademoğlu sakın şeytana tapma, Bana tap, doğru yolun bu!” buyurmuştu.
    “Oysa sen döndün bana taptın!. Senden bana hayır gelmez ki zâten. Kendine gelmedi hayır, ben seni terkederim. İşim bitti çünkü!” diyor.
    Sen imtihanı zâten kaybettin!..


    Bir Soru:
    “Bu nasıl şeytandir ki hem Allah’tan korkuyor, hem insanı da yoldan çıkarıyor, bu nasıl korkmaktır diyorum.
    Hah, bende diyorum ki: Şeytan’ın hakikatını soruyorum durmadan, şeytanın hakikatı nedir diyorum, değil mi?

    Nedir şeytanın hakikatı ? Soruyu sorduğun için soruyorum.

    Bu şeytanın da bir hakikatı olmalı gerçekten.
    Nasıl bir şeytandır ki bu, bir saltanatı da yok ama çok tehlikeli?”


    Barbaros:
    Allahu Teâlâ’nın esması değil mi hocam? Ed-Dall esması gibi.

    Kulihvanı:
    Evet, Ed-Dall esması da El Rahîm esması kadar kudsaldır ve İmtihan Aracıdır.
    ALLAH celle celâlihu ’un ismidir, Kur’ân’ı kerim in içindedir. Tipki şeytanın içerde olduğu gibi, cennette olduğu gibi, açık seçik bir ifadedir.
    Ve şeytan insanın kendisindeki olgunlaşmamış Ham Aklıdır.
    ALLAH celle celâlihu’yu kabul etmemiş aklıdır.
    Kendi kendini tamamlamamış, tümlememiş akıldır, tevhid edememiş akıldır.
    Bu İKİ-lik mefhumundan Allah insanı koruyor.
    ALLAH celle celâlihu İNSANı basit bir şey için yaratmıştır.
    İKİ-lik Esfel-i Sefiline indirip sormakta: “İlliyine çıkacak mısınız çıkmayacak mısınız?”
    Size cüz’i bir irade verdim, cüz’i bir güç verdim, bak ayağa kalkıyorsunuz, halbuki siz ayağa kalkamazsınız, nefes alıp veriyorsunuz göreceksiniz ki nefesinizi alamayacaksınız.
    Önünüzde ölüyor ananız ölüyor babanız ölüyor, sizde de da olacak bu!
    Siz: “Yok hayır olmayacak bu!” mu diyorsunuz!.
    Bu, şu demekten ne zaman vazgeçeceksin?.
    Farkına vardığımız da iş işten geçiyor gerçekten.
    O zaman fırsatın geçtiğini görmeden
    UY-ANalım inşâallah!..
    Share |

  6. #6
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış



    “ehâfullâhe rabbel âlemîn”

    “Sendeki İKİ-lik mefhumu bir SALTA-Dayatma değil!” buyuruyor ALLAH celle celâlihu.
    Sanmaki iki tane Saltanat var.
    Onun için: “Şeytanın saltanatı yoktur!” diye buyuruyor.
    Şeytan korksa ne, korkmasa ne?
    Rabbul âlemiyn kim?
    “Rabb” dediğin nedir senin?
    Can ve cisim cem’i nedir?
    Ben bir canım bir de cisimim, öyle şey mi olur?

    “Suyun testisi buzdan mı?”
    Buzdan tabi!
    BUZ-dan ama sen bu İKİ-liği ne zaman kaldıracaksın?
    Ben ne zaman kaldıracağım?
    Onun için zâten, şeytanın hakikatını arıyorsan kendinde ara!
    ALLAHu Zu’l- Celâl in hakikatını arıyorsanda kendinde ara, senden başka kimse yok bu ÂLEMde Ey ÂDEMoğlu!...
    Senden başka kimseye ALLAHu Zu’l- Celâl “sen” demiyecek. Muhatab almayacak seni bu âlemde!
    Tek Muhatâbi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemdir .
    O da senin şeytanını müslüman etmek için gönderildi.
    Kâinatta onun için yaratıldı, sen de onun için yaratıldın.
    Bunu çok iyi anlamamız lâzım.
    Hani şeytan avcılığı varya!
    Hayalet gibi bir varlık olarak, bâtın bir varlık aramalar!

    Bunları niye söylüyorum, şunun için söylüyorum, ben diyorum yeni bir şey söylüyorum,
    ALLAHu Zu’l- Celâl,
    Ve Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
    Ve Mâsiva var diyorum.
    Mâsiva tektir, Allah’tan başka TEKtir.
    İKİ-lik Âlemi olduğu için iki gözükür aslında tektir.
    Hani diyor ya Munir Hocam: “Bunu söyleme sakın kâfir olursun!”
    Ama kapalı olarak diyorum, çünkü ben öyle anlıyorum işte.
    ALLAHu Zu’l- Celâl in NUR-undan başka ne var Bu ÂLEMde?
    Bunu BİZe BİLdiren Nur-u MîM, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem var!
    Ama SEViyelendiğinde elbet.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor: “Ben şeytanımı müslüman ettim!”
    Bunu Buyuran BİZ-ler gibi BEŞERiyyet içinde Abdullah OL-AN MuHaMMeD Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem!..
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in güya bir şeytanı varmış onu almış seviyelemiş değil..
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şeytanı yok, ahmaklık etme!.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile benim aramda benim AKLımın BENlik İKİliği Şeytanım var!.

    Müslüman ettiğin edeceğin, geliş sebebin senin, sen denilen ne isen, iğne ucu gibi yap kendini göreceksin ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i DUYdurmayan bir şey var, işte o sendeki şey şeytanlıktır.
    Teslim olamayışın ondandır, Şeytanın sana teslim olduğun da bilirsin.
    Müslümansın, “mü’min oldum çok şükür” dersin, bu da doğrudur. Ama mü’min oldum diye kurtulduğunu sanma, öyle incedir ki bu, mü’minlerden bir fırka hariç, şeytana kul olmuşlardır.
    Tâbi olmuşlardır ona tabi, ifadeye bakıyor musun?
    Teslim olmak değil, iman etmek değil, tâbi olmak.
    Bak şeytana teslim olmuş aşağıda ayrı, iman etmiş oda ayrı.
    Tâbi olmuş da Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem yerine şeytana tâbi olmuş.
    İtaat ettiler buyrulmuyor, böyle bir âyet yok.
    Çünkü şeytana itaat etmek Allah’a karşı tam Allah lık iddiası olur, hâşâ!.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem yerine koydu gibi, tâbi oldu ona.
    Mü’min makamındadır Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem , Allah makamında değildir.
    Nur-u MiMi göz ardı ediyor.
    Daha doğrusu çiğniyor.
    Onun için buyuruluyor :


    وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ

    ---“Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne) : Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadını yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis’e tâbi oldular.” (Sebe 34/20)

    Ben bu âyeti okuduğum zaman dedim ki “Vay be!” gerçek biz var ya tam bir ketenperenin ortasına oturmuşuz!.
    Mü’min kurtulamaz buyuruluyor, bir fırka hariç: “Fırka-yı Naciye” hariç.
    Şimdi ben sana hangi masalı anlatacagım Allah aşkına!.
    Şimdi uçursam kaçırsam ne seni?
    Kâbe’nin içinde eritsem döksem ne seni?
    Neden mü’minlik yetmiyor, veliyullahlık gerekiyor Barbaros? Neden o da yetmiyor da Ehlullah’lık gerekiyor?
    Hani vardı ya
    : Müslim, Mü’min, Velî, Ehlullah...
    Share |

  7. #7
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış



    Nerde Ali SıRRı?
    Nerdeymiş Ali SıRRı?
    Mü’min kimdir?
    İman ettiğini fiilen yaşayandır.
    "Bir düzen kurdum" buyuruyor ALLAHu Zu’l- Celâl.
    İnsana kendi sıfatlarını, vasıflarını yüklemiş halife yapmış, mukerrem yaratmış. Muhtesem yaratmış.
    “Şuna bak, ben onu bir zerreden yarattım, şimdi çıktı “Hasımun mubin” oldu bana!” buyuruyor.
    “Adüvvün mübin” kimdir?
    Bir bakar mısın mubinlere?..
    Reddedilendir, böyle şey mi olur?
    “Veliyyul mubin” olacak iken bu kadar açık şekilde ALLAHu Zu’l- Celâl ’e meydan okuyor.
    Meseleyi anlatmak için vaadedilen, ortaya konulan, gösterilen şeytan!
    Amma da güçlü yahu!
    ALLAHu Zu’l- Celâl izin vermiş, kanlarına gir, dört yönden yaklaş, canlarına gir, evlatlarına sahip çık, mallarına sahip çık, eslerine sahip çık, işlerine sahip çık, serbestsin!
    Buyurulmuş gibidir..


    قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ
    ---“Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme) : İblis: “Öyle ise, beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, insanoğullarını saptırmak için, muhakkak senin doğru yoluna oturacağım, vesvese verip pusu kuracağım.” (A'râf 7/16)

    ثُمَّ لآتِيَنَّهُم مِّن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلاَ تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ
    ---“Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn (şâkirîne) : "Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (A'râf 7/17)

    قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ
    “Kâlehruc minhâ mez'ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum leemleenne cehenneme minkum ecmaîn(ecmaîne).: (Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım." (A'râf 7/18)

    قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
    ---“Kâle rabbi fe enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne) : Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı." (Hicr 15/36)

    قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنظَرِينَ
    “Kâle fe inneke minel munzarîn(munzarîne) : Allah buyurdu ki, sen mühlet verilenlerdensin,” (Hicr 15/37)

    إِلَى يَومِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ
    ---“İlâ yevmil vaktil ma’lûm(ma’lûmi) : "Bilinen günün vaktine kadar." (Hicr 15/38)
    Share |

  8. #8
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış



    قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِي لأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَلأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
    ---“Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne) : Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp saptıracağım." (Hicr 15/39)

    إِلاَّ عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ
    ---“İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne) : "Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna." (Hicr 15/40)

    قَالَ أَرَأَيْتَكَ هَذَا الَّذِي كَرَّمْتَ عَلَيَّ لَئِنْ أَخَّرْتَنِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لأَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُ إَلاَّ قَلِيلاً
    ---“Kâle e raeyteke hâzellezî kerremte aley(aleyye), le in ahharteni ilâ yevmil kıyâmeti le ahtenikenne zurriyyetehû illâ kalîlâ(kalîlen) : İblis, baksana şu üzerime mükerrem kıldığın kimseye! Eğer kıyamet gününe kadar beni geciktirirsen, yemin ederim ki, Âdem’in zürriyetini (nesilini) -azı müstesna olmak üzere- muhakkak kandırıp kendime bağlarım, demişti.” (İsrâ 17/62)

    وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا
    ---“Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurennehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurennehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi), ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasire husrânen mubînâ(mubînen) : Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.” (Nisâ 4/119)

    Açıkça sonucu gözüken uyarılar ne yazık ki fiilen gerçeklesiyor, onun için zâten doğru anlamamız lâzım, doğru, sadece şeytan değil bizim “adüvvün mübin” düşmanımız.
    Ya kim?
    Anlayışsızlığımız!
    Onun için “İkra-AN”, AN’ı Oku!
    An sensin Barbaros, ne An’ı arıyorsun dışarıda!
    AN Sende, Kur’ân Sende..
    Ne Kur’ânı arıyorsun dışarıda, ne insanı arıyorsun?
    Ne YARATANı arıyorsun dışarda?
    Ne Şeytanı arıyorsun?
    Sensin. Sen kimsin gerçekten? Sen kimsin?
    Sen AKLından ibaretsin
    .
    Bu Ham Aklı emredildiği yere çek!
    Ham Aklın emrettiği yere gitme!
    Ham Akıl İKİ-liktir ŞEYTANlık-tır, AKLına uyma!
    Teslim Olmuş AKL-ı SİLM için
    Muhammedî İlim, Edeb ve İrfanı Erkanullah içinde VER!..

    Akıl nedir?
    Lutfullah Kudretinin ayan-i sabiteye yüklenmesi demektir.
    ALLAHU Teâlâ Kudretinden cüz’i güç vermiştir ona.
    1000 iblis ve şeytan solda sıfıra kalır onun yanında.
    Bazıları bana: “O bir zırr delidir!” diyeceklerdir, ama demezlerse hakkım kalır onlarda.
    Desinler, ALLAHu Zu’l- Celâl var, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem var,
    Maalesef aramızda, ortada basbayağı, Hasan Dağı gibi İblis var, Şeytan var.
    Ve uçta Madde ve İmtihan Âleminde de sen varsın, ben varım, o var insanlar.
    Yiğitsen geç bu dağı.
    Del de yüreğini göreyim hadi.
    Delemeyecek misin?
    Bir mezar taşı da sana dikeriz Barbaros.
    “Falan oğlu falan burada öldü gitti” diye, “toz toprak oldu” diye.
    Ama deleceksen del de, o zaman Somuncu Baba gibi gök yüzüne yazarız:


    Diriyiz daim ÖLmeyiz
    Çürüyüp toprak OLmayız
    Karanlıkta da KALmayız
    BİZ-e LeYL ü NeHaR Olmaz...

    Batmayan Nur-u Mim Güneşi İkliminde ebedî gündüz DİRİlerinden Olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Yüreğinde BİZ BİR-İZ inşâallah!..

    Biz bu diriliği, her zerremizi eriterek buluruz Allahu Teâlâda.
    Onun için diyor Münir Hocam:
    Kişinin bedeni ve ruhu erir toprak olursa ona cennetten bahsetmek abestir!.”
    Kimdir bu kişi?
    Bu tâbiri açıklar mısın bana bir barbaros?
    “Erir toprak olursa, cennetten bahsetmek abestir” lafını bana bir açıklar mısın?
    Bedeni kim, Ruhu kim bu adamın?
    Biliyor musun söyle?
    Senin üstüne gidiyoruz bu gün biraz.


    Barbaros:
    Ne diyeyim Hocam ben, eridim bittim zâten burda. Beden-Ruh hepsi birbirine karıştı.

    Kulihvanı:
    Erime eritme de artık yaşa!.
    Ya sohbetleri bitireceğiz, ya da sohbetleri Allahu Teâlâmız hayır versin, dişimize takacağız, otuz iki dişimiz sökülünceye kadar sürükleyeceğiz.
    Erime! Sen gençsin, bizim gibi yaşlanmadın.
    Münir Hocam şunu söylüyor yavrum, diyor ki
    “Ey insanlar, bende Beden ve Ruh diye bir İKİ-lik var.”
    Söze iyi dikkat et!
    Münir Derman Hocamız, kerameti kendilerinden menkul Hikmet Avcısı Soytarıların oyuncağı değildir.

    Subhanîlerin Sırr Sancağıdır.
    Kendi devrinde dediğinde: “Kimin bedeni ve ruhu toprak olursa!”
    Hemen o kendi şeytanını ilâh bilen akıllı ükelâlar derler ki: “Yuh be, ruh ta mı toprak olur. Emr âlemindendir, görüyor musun kâfiri?”


    Barbaros: Der hocam.

    Kulihvanı: Der der de, Münir Derman kaddesallahu sırrahu da der ki:
    “Ahmaklık yapma, ahmaklık etme bir Beden ve bir Ruh var İKİ-liği içindesin, daha sen AKLınla teslim olmadın ALLAHu Zu’l- Celâl ve Rasûlullah sallallahu aleyhi veselleme. Şeytanınla BİLesin!.
    Toprağı ve Ruhu ayrı görüyorsun, TEVHİDi ANlamadın gitti!
    Şeytan!..
    Ne Şeytanı arıyorsun, sen kendinsin.
    Toprak da Allâhu nûrus semâvâti vel ard: Allah, göklerin ve yerin nûrudur”,
    Ruh ta “Allâhu nûrus semâvâti vel ard”.dır.
    Allah’ mıdır Ruh hâşâ?
    Öyle mi, öyle değil mi Barbaros?


    Barbaros: Değildir Hocam, Zât değildir.

    Kulihvanı: Evet canım ben de onu söylüyorum.
    Kim şeytanını müslüman ederse, ona cennetten bahsetmek abes olur, çünkü cennette bile ikilik diyor.
    ANlamayan ahmağı bırak bir şeyden bahsetme!.
    Share |

  9. #9
    Bedel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.11.2010
    Mesajlar
    6
    Teşekkür Et
    0
    0 Konusuna 0 Teşekkür Almış

    çok teşekkür ederim aman Allahım bu ne güzellik maaşallah...
    Share |

  10. #10
    Gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29.03.2010
    Mesajlar
    145
    Teşekkür Et
    10
    8 Konusuna 11 Teşekkür Almış

    eyvALLAH kardeşim

    Es-Selam ve Sevgiyle
    GaribAN
    Share |

+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var
1 2 SonuncuSonuncu

Bu konuyu okuyan üyeler toplam : 8

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Review www.muhammedikul.com on alexa.com
SEO Stats powered by MyPagerank.Net
TOPlist